İftara kalan zaman
20:27:00

Yuşa Aleyhisselâm kavmini çölden çıkardı

Yuşa Aleyhisselâm kavmini çölden çıkardı

İsrailoğlları Amalikalılardan korktukları için 40 yıl dolanırlar Tiyh sahrasında. Hazret-i Yuşa cesaret verir onlara.

Hazret-i Yuşa, Mûsâ ve Hârûn aleyhisselâmın yeğenidir (kız kardeşlerinin oğlu).
Yuşa bin Nun, bin Efraim, bin Yusuf, bin Yâkub, bin İshak, bin İbrahim diye gider yukarıya...
Güzel yüzlü, iri gözlüdür. Yûsuf aleyhisselâmı andırır âdeta.
Dayılarının husûsi terbiyesi altında yetişir, sadık ve samimidir. Hazret-i Mûsâ’nın yoldaşı, sırdaşı olur ki büyük nebi, Hızır aleyhisselâm ile görüşmeye gittiğinde onu da götürür yanında.
Allahü teâlâ, Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Arz-ı Mev’ûd’u ihsân edeceğini bildirir. “Gidin Erîha şehrine yerleşin!”
Böyle bir emre muhatap olanların tereddütsüz uymaları gerekir, şüphesiz yardım edilecektir onlara.
Hazret-i Mûsâ her sıbtdan (koldan), iyi haber toplayan birer temsilci seçer. Bunları, Erîha’ya yollar. O günlerde Eriha’da Amalikalılar mukimdir. Bunlar boylu poslu, güçlü kuvvetli bir kavimdir, zorbadırlar.
Haberciler dönüp gelir, birine bin katıp katar, âdeta korku salarlar.
Yuşa bin Nûn ile Kâlib bin Yuknâ ise “kalıpları iri ama kalpleri zayıf” derler, “bunları alt ederiz rahatlıkla.”
Ancak İsrailoğulları diğerlerine inanmayı tercih eder, ağlayıp sızlar, bir şey varmış gibi yakınırlar “Keşke Mısır’da ölseydik de Allah bizi o zâlimlerin memleketine sokmasa”. 

YERSİZ YURTSUZ PERİŞAN
 Mûsâ aleyhisselâm her ne kadar “Allahü teâlânın bildirip vâdettiği yere girin. Zirâ oranın fethini size nasîb edecektir. Sizi Firavunun zulmünden kurtarıp, denizde yol açan Rabbimiz, şimdi de oraya ulaştıracak ve muzaffer kılacaktır” dese de, sözünü dinlemez, yerlerinden kıpırdamazlar.
“Ey Mûsâ! Cebbârlar, zâlimler kavmi o bölgede bulundukları müddetçe, biz oraya gidecek ve o beldeye girecek değiliz. Artık sen ve Rabb’in, beraber gidin de, onlarla çarpışın. Biz burada kalıp, oturucularız” (Mâide sûresi: 24)  
Hatta Yuşa bin Nûn ve Kâlib bin Yuknâ’ya kızar, taş ve sopalarla saldırırlar.
Mûsâ aleyhisselâm çok üzülür, kırık kalbiyle münâcaatta bulunur “Yâ Rabbî! Ben kendimle kardeşimden (Hârûn ve sana îmân eden birkaç kişiden) başkasına sâhip değilim.” (Mâide sûresi)
İsrailoğulları bu isyanları sebebiyle nimetlerden mahrum kalır, tam 40 yıl Tiyh sahrasında dolanırlar. Yersiz, yurtsuz perişan olurlar.
Mûsâ aleyhisselâm vefatına doğru Yuşa aleyhisselamı kubbetüzzamana götürür, elini eli üstüne koyar ve halife tayin ettiğini açıklar halkına.
Allahü teâlâ Yuşa aleyhisselâmı peygamberlikle vazifelendirecektir daha sonra.
Aradan geçen yıllar içinde isyankârlar ölmüş, Arz-ı Mev’ûd’a girmesi haram kılınan kimselerden biri bile kalmamıştır hayatta.

SÖZ DİNLEYEN KAZANIR
 Emir gelince Hazret-i Yuşa; İsrâiloğullarını toplar, hep birlikte yürürler Erîha’ya. Ancak Şeria (Ürdün) nehri kabarmıştır, Yuşa aleyhisselâm duâ edince, bir yol açılır karşıya. Altı ay mücadele eder, şehri fethederler sonunda.

YÂR VE YARDIMCI...
Yuşa aleyhisselâm, Kudüs’te son darbeyi indirecektir, gün kararır. Cumartesiye kalsalar harb edemeyecek, kazandıkları mevzileri de kaptıracaklardır küffara. Hazret-i Yuşa ellerini açar “güneşin bir müddet daha batmaması” için yalvarır. Allahü teâlâ güneşi yeniden yükseltir. Ve o gün şehri alırlar.
Yuşa aleyhisselâm, Erîha’dan sonra İlya (Eyliya) şehrini de alınca civar hükümdarları korku sarar, beşi bir araya gelip, ittifâk kurarlar. Ancak bundan sonrası kolaydır, kavmi Allahü teâlânın nusretini görmüştür açıkça.
Nitekim birleşenler de yenilir, kâfirler hüsrana uğrar. Kaçanlar bir yerde toplanır, başlarına yağan iri dolu taneleri ile helâk olurlar. Mağaraya saklanan hükümdârlar hesaba çekilip cezalandırılırlar.
Erîha, Eyliya ve Belka derken havali ellerine geçer. Bazen öyle olur ki aşamadıkları surlar kendiliğinden yıkılır, hasımları teslim olurlar. Nimetler içinde yüzmektedirler. Eğer 40 sene evvel Musa aleyhisselamı dinlemiş olsalar sürünmeyeceklerdir sahrada.
Kudüs-i şerîfe girince, Cenâb-ı Hakka şükür secdesi yapmaları ve “geçmiş günâhlarımızı affedip, amel defterimizden silmeni niyaz ederiz” demeleri bildirilir.
İsrâiloğulları bu emri hafife alır; “Hıtta” yerine istihza ile “Hınta” (buğday) der, gülüp eğlenirler akılları sıra. Bu yüzden cezalandırılır, tauna yakalanırlar.
“İsrâiloğulları, secde ederek mütevâzı bir şekilde girmeleri emredilen kapıdan, ellerini kalçalarına dayayıp, ayaklarını sürüyerek kibir ve gurur ile girdiler. Onlar (dan zâlim olanlar); Hıntatün fî şeîratin (Arpa içinde buğday isteriz) dediler” . (Hadîs-i şerîf, İbn-i Abbâs)

MISIR’A KADAR
Yuşa aleyhisselâm bilahare Şam’a gelir 7 yılda 31 putperest hükümdârın saltanatına son verir.  Ahaliye Mûsâ aleyhisselâma nâzil olan Tevrât’ı okur, hükümlerini açıklar.
Ömrünün sonuna doğru hastalanır. Selem Kralı Bârık fırsattan istifade ayaklanır.
Bârık acımasız biridir, yendiği meliklerin parmaklarını kestirip zindana kapatır. Önlerine çok az bir ekmek atar. Anlı şanlı hükümdarlar yüz üstü sürünüp, ağızları ile kapışırlar.
Yuşa aleyhisselâm Kâlib bin Yuknâ’yı (Yüfenna) halîfe tâyin eder. Hazret-i Kâlib komutasındaki müminler, Bârık gibi mürtedleri yenmekle kalmaz, Mısır’a kadar yayılırlar.  
Kâlib bin Yufenna İbrahim aleyhisselâm neslinden olup Hazret-i Mûsâ’nın damadı ya da kız kardeşinin kocasıdır. Uzun yıllar başta kalır ve yerine oğlu Yusakus’u bırakır. Hayatı ve hilyesine dâir pek bilgi bulamadık.

12.05.2019 - 06:43