İftara kalan zaman
20:27:00

Kim bilir nerede bir çocuk açtır

Kim bilir nerede bir çocuk açtır

Nizâmüddîn Evliyâ (kuddise sirrehül aziz) hazretleri Hindistan’da yetişen evliyalardan... Çeştiye yolunun büyüklerinden...

Babasının küçük yaşta vefâtından sonra, onun eğitimini annesi üzerine alır. Anne-oğul, günlerce hiçbir yiyecek bulamadan günlerini geçirmek zorunda kalırlar. Yiyecek bir şey olmadığı zaman, annesi ona ümit vermek için: “Muhammed, bugün Allahü tealanın misâfiriyiz” der, teselli eder. Şiddetli açlık ve fakirliğin verdiği ızdırâbı hissedeceği yerde, Nizâmüddîn Evliyâ, böyle geçen günlerden zevk alır ve annesine; “Yeniden ne zaman Allahü tealanın misâfiri olacağız” der.
Zaman gelir öyle yüksek derecelere kavuşur ki milyonlarca insan sohbetlerine koşturur, hidayet bulurlar... Hindistan’a kabr-i şerifini ziyarete gittiğimde dergâhının yakınlarında bana bir mezarlık gösterdiler ve “Sadece burada 500 bin talebesinin kabri var” dediler...
Dergâhına gelen hediyelerin haddi hesabı yoktur... Fakat sabah gelen hediyeler akşama kalmaz, hepsini fakirlere dağıttırır... Dergâhından her gün fakirlere yemek çıkarır, ki bugün de torunları aynı hayrı devam ettiriyorlar.
Acı çeken insanların keder ve üzüntülerini bizzat içinde yaşar. Her gün tuttuğu orucunu açarken bile, hiçbir şey yemez. Sadece getirilen yemeğin tadına bakar. Hattâ sahurda da hiçbir şey yemezler. Bir gün, hizmetlerini gören talebesi; “Efendim! Bu kadar az yemeği bile yemezseniz, zafiyet size galebe çalabilir” der de, Nizâmüddîn Evliyâ gözyaşlarını tutamadan şu cevabı verir; “Birçok fakir ve muhtaç insan, şu anda câmi köşelerinde veya mütevazı evlerinin köşelerinde yiyecek bulamadan aç uyuyorlar. Bu lokma, kolaylıkla benim boğazımdan nasıl geçebilir?”
Heyhat… Şimdi binbir çeşit yiyeceklerle donatılmış lüks iftar sofralarında, yenilenlerden daha fazlası çöpe gitmekte... Şehrin diğer ucunda çocuklar, yaşlı koca karılar aç gecelemekte...
Ömer Çetin Engin
(İlahiyatçı Yazar)

15.05.2019 - 07:29