Bir annenin çaresiz gözyaşları

Bir annenin çaresiz gözyaşları

Hazreti Câbir durumu arz edince, Resûlullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ‘Allahü tealanın emridir. Onları muhakkak getirmen lazımdır’ buyururlar...

Hazreti Câbir tekrar hanımının yanına gider ve ‘Çocuklar nerede iseler mutlaka bulmamız lazım. Allahü tealanın emri böyle gelmiş’ deyince artık kadıncağızda dayanacak hâl kalmaz...
Gözyaşlarına boğulur... ‘Ey Câbir, oğulcuklarımızın ne olduğunu sana söylemeğe takatim yok’ diyerek, ölü yatan çocuklarının üstündeki kilimi kaldırıp, onları gösterir...
Hazreti Câbir iki oğlunun da ölmüş olduğunu görünce, beyninden vurulmuşa döner, ağlamağa başlar. Böyle mutlu bir gecede iki yavrusunun cansız bedenleriyle karşılaşmak... O anda göklerdeki melekler de ağlaşır mı bilinmez... Tablo dayanılası değildir ki... Evde bir anda feryad sesleri yükselir. Tatlı saatler yerini elem dolu anlara bırakmıştır... Yüce iki sahabi, her şeyden çok sevdikleri Âlemlerin Efendisine artık durumu söylemek zorundadırlar... Hıçkırıklar içinde söylerler...
O sırada Allahü teala Cebrail aleyhisselâmı Sevgilisine gönderir... Çocukların başında duâ etmesini ve çocukları dirilteceğini bildirir. Resûlullah aleyhisselâm eşsiz güzelliği ve nur saçan cemaliyle yerinden kalkar ve yerde cansız yatan çocukların başına gelirler... Yürekleri yanan anne ve baba, yanlarındaki Eshab-ı kiramın gözleri önünde; o süzme nur dudaklarıyla dua ederler...
İki yavru şimşek gibi yerlerinden fırlarlar... Evet dirilmişlerdir...
Ev bayram yerine döner...
Şükürler, sevinç gözyaşlarına karışır…
Ömer Çetin Engin
(İlahiyatçı Yazar)

17.05.2019 - 07:19