Ne olursan ol yine de gel

Ne olursan ol yine de gel

Zamanın birinde yıllarca fahişelik yapmış bir kadın… Çok susar, bir kuyuya yanaşıverir…

Su içecek. Bakar ki bir köpek ayaklarını kuyunun girişine dayamış, dili sarkmış, kuyunun içine bakıyor. Belli ki çok susamış hayvancağız… Kadın kendi susuzluğunu unutuyor bir anda…
Ancak dehşetle bir gerçeğin farkına varıyor. İp kopmuş, kova kuyunun içini boylamıştır… Hadi kendi olsa tamam da, bu hayvancağız ne yapacak. Gözünü karartıyor, binbir zahmetle kuyunun içine iniyor. Pabucunu çıkarıyor su dolduruyor içine… Dişleriyle sıkıca tutuyor pabucunu, nasıl çıkıyorsa binbir zahmetle çıkıyor…
Köpek suya atılıyor hemencecik… Şapır şapır içiyor bütün suyu. Kadın kendi susuzluğunu unutmuş bile, gözyaşlarıyla hayvanı izliyor. Kötülükle geçen yıllardan sonra bir mahlûka yapabildiği iyiliğin şükrü oluyor gözyaşları… Hayvancağız suyu içtikten sonra kuyruğunu neşeyle sallıyor…
Ellerini gözyaşları içinde açıyor kadıncağız “Allah’ım… Bu rezil kulunun şu hayvana yaptığı yardımdan razı olduysan, beni affet, beni affet, beni affet” diye yalvarıyor… Ne oluyor biliyor musunuz? Hidayete kavuşuyor, mağfiret olunuyor bu kadın…
Ey, insanlara bulundukları kusurlu hâllerden dolayı cehennemlik gözüyle bakanlar: Çekilin Rabb’imizin merhametiyle kullarının arasından... Siz ne zaman Cennetlik oldunuz...
Bu satırları okuyan benim gibi günahkârlara sesleniyorum: Sakın ha, sakın Allahü tealanın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Bin kere tövbe etseniz, bin kere bozsanız da yine gelin… Yeter ki tövbelerimiz samimi olsun... Bu kapı umutsuzluk kapısı değildir…
Ömer Çetin Engin (İlahiyatçı Yazar)

25.05.2019 - 06:34