Babil saraylarında...

Babil saraylarında...

Buhtunnasar “Danyâl’la yapılacak işlerin sonu ferahlıktır” der, “aleyhinde konuşmayın boşuna. O büyük bir Allah’a inanıyor, aklı idraki hepinizden fazla...”

Ermiyâ aleyhisselâm zamanında İsrâiloğullarının taşkınlıkları artar, isyankâr olurlar. Yaşlılar beklemededir, “durun bakalım yine neler gelecek başımıza?”
Nitekim Buhtunnasar (Nabukadnezar MÖ 6-5 YY) büyük bir orduyla üzerlerine yürür. Şam bölgesini ele geçirir, amansız bir katliam yapar.  
Beyt-ül-mukaddesi de harap eder. Askerlere kalkanlarıyla toprak taşıttırır, izini siler âdeta. Yaşlılara acımaz, küçükleri esir edip paylaştırır komutanlarına.
Çocuklar arasından zeki ve sevimli olanları saraya alırlar. Ki Danyâl aleyhisselâm da bulunmaktadır aralarında.
Onlara Keldânî dili ve edebiyatı öğretir, devşirmeye çalışırlar.
Hazret-i Dânyâl sarayda rahattır ancak helâl yeme hususunda sıkıntılar yaşar. Öğünü su ve sebze ile geçiştirir icabında. Onun bu olgun tavırları Buhtunnasar’ın gözünden kaçmaz.  Hizmetine alır, yakınında tutar.
Hasetçiler dayanamaz, gelir gider arkasından konuşurlar. Sonunda “mecûsî olmadığı” bahanesi ile attırırlar zindana.

TESİRLİ RÜYA
İşte o günlerde Buhtunnasar korkulu bir rüya görür. İşin garibi ne gördüğünü de hatırlamaz.
Kâhinlerini toplar: Çabuk tabirini yapın bana!
Nasıl yapsınlar? Rüyasını anlatamadıktan sonra.
Buhtunnasar asabileşmeye başlar “Ben sizi bu günler için besledim” der,  “üç gün mühlet, ya rüyamı bilip tabir edersiniz, ya da seçim sizin. Tercihinizi yapın infazınız hakkında.”
Hadise dallanır budaklanır ve uzanır gelir zindana. Danyâl aleyhisselâm zindancı başına. “Beni Buhtunnasar’la görüştürebilirsen” der,  “rüyasını tabir ederim inşaallah!”
Dünden razıdırlar, hemen çıkarırlar huzuruna. Babil âdetlerine göre, taht odasına giren önce secde eder, izin verilirse girer mevzuya.
Danyâl aleyhisselâm bunu yapmaz. Buhtunnasar; “İçeride kim varsa dışarı çıksın” der.  Oda boşalınca Hazret-i Danyâl’a sorar: “Seni secdeden alıkoyan ne?”
- Rabb’im, bana ilim ve hikmet verdi ama ondan başkasına secde etmemek şartıyla.
- Rabb’inin ahdine vefakârsın, bu yüzden itimat edeceğim sana. Evet gelelim rüyamın yorumuna.

SAHNE SAHNE ÂDETA
 - Anlatın tabir edeyim.
- Ah bir hatırlasam!
Danyal aleyhisselâm bir kenara çekilir, açar ellerini, sığınır Cenâb-ı Mevlâ’ya. Rabb’imiz lütfeder, gizlileri açık eyler ona.
- Rüyanızda bir put görmüşsünüz. Başı demirden, göğsü altından, karnı gümüşten, baldırı bakırdan, ayakları seramikten.
- Evet, evet öyle, aynen.
- Siz hayran hayran bakarken gökten bir taş düşmüş ve putu ufalayıp toz hâline getirmiş. Sonra o taş, büyümüş büyümüş başka bir şey görünmez olmuş.
- Doğru diyorsun, peki bütün bunlar ne manaya geliyor?
- Altın, sen ve millettin. Gümüş, oğlunun hâkim olacağı kavim. Bakır Rumlar. Demir Acemler. Seramik ise onlara hükümran olan kadınlar.
- Peki putun başına inip darmadağın eden taş?
- O âhir zaman Peygamberi Muhammed aleyhisselâma inecek olan kitap.  Nazil olunca diğer bütün dinlerin hükümleri son bulacak.
Buhtunnasar; rüyâyı hatırladığı için çok rahatlar, hanedan kıyafeti olan erguvan elbiseler giydirir Danyâl aleyhisselâma. Tabirini de hikmetli bulur, düşüncelere dalar.
İlerleyen günlerde devlet erkânını bir araya toplar. “Danyâl hikmet ehli bir insan. Beni huzursuzluğumdan onun ilmi kurtardı. Bundan sonra işlerimi istişare edeceğim onunla. Eğer emirlerim Danyâl’ın dediğine uymazsa, yapılmasın asla!”

HASETÇİLER
 Kralın avenesi Danyâl aleyhisselâmın bu derece hürmet görmesini hayretle karşılar. Zaten haset etmektedirler, iyice kinleri artar.
Krala gelir “eğer biz gözden düşersek asker sözümüzü dinlemez. Zaten düşmanlar etrafımızda, fırsat kolluyorlar.”
- Danyâl aleyhisselâmla yapılacak işlerin sonu ferahlıktır, aleyhinde konuşmayın boşuna. Defalarca denedim. O büyük bir Allah’a inanıyor. Aklı hepinizden fazla.
- O zaman biz de çok büyük bir put yapalım, gökten haber alalım onunla.
Bu iş için büyük paralar harcar, değişik madenler kullanırlar. Yanında da büyük bir ateş yakar, secde etmeyenleri sürükleyip içine atarlar. Rivâyete göre Danyâl aleyhisselâma tabi olan dört mümini de ateşe atarlar ama Allahü teâlâ muhafaza eder, yanmadan çıkarlar çukurdan.
Buhtunnasar sarayından seyretmektedir o sıra.
Bu arada Buhtunnasar’ın da bağlı olduğu büyük Kral (Beştasp bin Lürasp) Şam ülkesinin perişan hâlinden bizar olur, metruk şehirlerde yabani hayvanlar dolanmaktadır zira. Bu ticarete de yansıyacaktır zamanla.
Ferman yayınlar “Eğer İsrailoğullarından isteyen varsa dönsün yurduna!”
İran Şahı Brehmen’in, Babil Valisi Ahşu Yereş’e mektup yazıp böyle bir izin istediği de söylenir ayrıca.
Hazret-i Danyâl ve sahabelerinden Hananya, Azarya ve Mişayel gitmek için izin isteseler de “sizin gibi bin kişi olsa birini bile salmam” der, “kalın burada, hâkimlik yapın yanımda.”

SÛS MU TARSUS MU?
 Yıllar geçer Babil’den çıkarlar sonunda.
Danyâl aleyhisselâmın Ahvaz yakınlarındaki Sûs şehrinde vefat ettiği söylenir.
Hazret-i Ömer, döneminde, Ebû Mûse’l-Eş’arî’ komutasındaki feth ordusu Sûs şehrini ele geçirir ve Danyâl aleyhisselâmın kabrini bulur. Halifenin emri üzerine İslâmiyete uygun bir şekilde tekrar defnederler.  
Yahudiler çalmasın diye nehrin suyunu set ile keser, kabri yatağa kazar, suyu üzerine salarlar.
O kent “Sus” değil “Tarsus” diyenler de var.
Rivayetlere göre Hazret-i Ömer devrinde (Hicri 17) Tarsus’a giren Arap akıncıları Danyâl aleyhisselâmın kabrini bulurlar. Lahit içindedir. Onu İslâmi usullerle tekrar defneder, kabrini derinlere kazar, Berdan Nehri’nden gelen bir kolu üzerinden akıtırlar. Nitekim Tarsus Makam Camii’nin tamiratı esnasında kanallar, mazgallar çıkar ortaya.

26.05.2019 - 06:56