Eğer kanı yere damlasaydı...

Eğer kanı yere damlasaydı...

Uhud… Öyle bir an ki, Eshab-ı kiram iki ateş arasında kalmış… Resulullah ‘sallallahü aleyhi ve sellem’ o anı, “Uhud’da öyle bir an oldu ki. Sağımda Cebrail, solumda Talha bin Ubeydullah’dan başka kimsenin bulunmadığını gördüm” diye tarif buyuruyorlar.

İşte o anda bir düşman uzaktan taş atıyor, Allah’ın Sevgilisi’nin temizler temizi yüzüne… Taş ribaiyye dişini şehit ediyor… İbni Kamia denen alçak da gelip kılıcıyla vuruyor Rabb’imizin Habibinin pak yüzüne… Başlarındaki miğferin halkası mübarek yanağına batıyor… Darbenin etkisiyle yanları üzere bir çukura doğru düşüyorlar…
Allahü teala, Cebrail aleyhisselâma, “Hemen yetiş… Habibimin kanı yere damlamasın” buyuruyor…
Yüce melek o anda 4. kat göktedir. Hemen yetişir. Kanadını Âlemlerin Efendisinin yüzünün altına serer. Ve der ki, “Ya Resulallah. Bir damla kanın yere damlasaydı, kıyamete kadar yerde tek ot bitmezdi.”
Eshab-ı kiramın aklı başından gidiyor Sevgili ve Şanlı Peygamberimizi böyle görünce… Hemen yanına yetişiyorlar… O tatlı yüzü kanlar içinde görünce ciğerleri yırtılıyor… “Ya Resulallah, size bunu yapanlara ne olur beddua edin” diye yalvarıyorlar…
Yüce Peygamber açıyor ellerini, “Ya Rabbi… Kavmimi affet, bilmiyorlar” duasında bulunuyorlar…
Ah ki ne ah... Başta Sevgili Peygamberimiz olmak üzere İslamiyet bize ne acılarla, ne çilelerle geldi...
Ne mutlu o büyüklere sırılsıklam aşık olana, yollarından gidene… Çünkü ‘Kişi sevdiği ile beraberdir…’
Ömer Çetin Engin (İlahiyatçı Yazar)

30.05.2019 - 06:49