Nasıl bilirdiniz?

Nasıl bilirdiniz?

Bir Müslümanın iyi olduğuna dört komşusu şahitlik ederse, Allahü teâlâ, “Ben sizin bildiğinizi kabul ettim. Onun bilmediğiniz hususlarını da affettim” buyurur. [Ebu Ya’la]

Bilirsiniz melek-ül mevt ani gelir. Yakınını kaybedenler teessüre kapılır, ne yapacaklarını bilemezler. Bu yüzden onları yalnız bırakmayan, meyyitin ya da meyyitenin kaldırılmasına, yıkanmasına, defnine yardımcı olanların iyiliği unutulmaz.
Kabir derinliğinin, insanın göğsüne kadar olmalıdır, hatta bir boy olması iyidir. Bazen işçiler bele kadar kazıp bırakıyorlar. Zemin sert olsa da ihmal edilmemeli derinleştirilmelidir mutlaka.
Cenazede marş çalmak, çiçek, çelenk yaptırmak bizde yoktur, ölü için matem tutmak, siyah giymek, rozet takmak, resmini göğsüne asmak caiz değildir.
Cenaze defnedilirken konuşmamalı, gülüşmemeli, sessizce bildiğimiz sureleri okumalı, meyyit için dua ve istiğfar etmelidir.
Hanefi mezhebinde cenaze namazı öldüğü şehirde kılındıysa gömüldüğü şehirde tekrar kılınmaz.
Cenaze namazında cemaatin çok olması iyidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
Kırk Müslüman, bir Müslümanın namazını kılarsa, Allahü teâlâ, ölü için yaptıkları duayı kabul eder. [Müslim]
Bir Müslüman ölür de, üç saflık Müslüman bir cemaat, namazını kılarsa, o kimse, Cennete girmeye hak kazanır. [Tirmizi]
Cenaze namazında yüz Müslüman bulunan mevtayı Allahü teâlâ mutlaka affeder. [Taberani]
Defin sürerken kabir başında ayakta durmamalı, bir kenara ilişip oturmalıdır.
Toprak atanların, elindeki küreği başkasına vermeyip yere bırakması sonradan çıkan bir âdettir.
Ebedi istirahatgâhına tevdi ettik cümlesi çok kullanılsa da kabir ebedi değildir. Ya Cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da Cehennem çukurlarından bir çukurdur. Muvakkattır, geçicidir. Herkes yeniden diriltilecek, mahşer meydanında hesaba çekilecektir. Asıl gideceğimiz yer orada belirlenecektir.

YEŞİLLİK İYİDİR
Mezarlıktaki yeşil otları yolmamalı, hatta mümkünse çiçeklendirmelidir.
Defin bitince kabir toprağını sulamak sünnettir.
Resûlullah efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, iki kabrin yanına geldiler. Mevtaların azapta olduğunu anladılar. Bir hurma dalını ikiye ayırıp, yarısını bir kabrin, diğerini öteki kabrin üzerine diktiler. “Bunlar yeşil kaldıkça, azapları hafifler” buyurdular. (Buhârî, Müslim)
Allahü teâlâ, üzerinde yeşil olan kabirdeki azabı hafifletir. Bu yüzden İslam mezarlıklarına serviler dikilir. (Servi dört mevsim yeşildir)
Efendimiz “Ölülerinizi salih bir kavmin arasına defnedin. Çünkü diriler kötü komşudan rahatsız olduğu gibi, ölüler de rahatsız olur”  buyurdular.
Toprak kuru ve sağlamsa erkeği tabutla gömmek mekruh olur. Ölünün altına keçe, hasır gibi şeyler serilmez. Tabutla gömünce tabut içine biraz toprak konur. Kadınları, her zaman tabutla gömmek daha iyi olur. (S. Ebediyye)
Ölü için sessizce gözyaşı dökülebilir. Ama bağırmak, çağırmak, yırtınmak, karalara bürünmek, matem tutmak caiz değildir.
Ölü kabre konurken, “Bismillahi ve billahi ve alâ milleti Resûlillâh” duası okunursa, Allahü teâlâ o kabirdekinin kırk yıllık azabını kaldırır. (Şir’a)

TAZİYE TAVSİYE…
Definden sonra, cenaze sahiplerine taziyede bulunulur, sabır tavsiye edilir.  Bu üç gün sürer ve bitirilir. Taziyeye gelenlerin dağıtılan cüzlerden okuyup Kur’ân-ı kerimi hatmetmeleri hoş olur.
Hadis-i şerifte “Kabirdeki ölü, denize düşüp, imdat diye bağıran kişiye benzer. Boğulurken kendisini kurtaracak birini beklediği gibi, ölü de bir dua gözler” buyuruldu. (Deylemi)
Ölen yakınımız “n’olur benim için hayır hasenat yapın, dua gönderin” diye beklerken, “yok kırkı çıksın, elli ikisi girsin, yılı geçsin” demek mânâsız değil midir?
Kabrin başına mezar taşı dikilse de olur dikilmese de, etrafı duvarla çevrilebilir.
Taş üzerine âyet-i kerime, mübarek isimler, şiir, methiye kazımak caiz değildir. Sadece isim ve ölüm tarihi yazılabilir. Elbette Lâtin, Kiril, Hint, Çin hurufatı ile değil, İslam harfleri ile.
Kabir ziyaretinde 11 İhlâs, bir Fâtiha okunup sevabı bağışlanırsa, ölülerin ve okuyanın günahları af olur. Mülk sûre-i celilesini okumak da çok iyidir. İmam-ı Ahmed bin Hanbel hazretleri “Kabristana girince, Fâtiha, Felak, Nas ve İhlâs sûrelerini okuyup, sevabı gönderilirse, hepsine vâsıl olur” buyurdu.

SADAKA-İ CARİYE
Öldükten sonra arkamızdan okurlar mı, hayır hasenat yaparlar mı bilmiyoruz. Emin de değiliz. Bu yüzden işi sağlama almalı, amel defterimizin kapanmaması için sağlığımızda yol, çeşme, cami yaptırmalı, talebe okutmalı, ağaç dikmeliyiz.
İnsan ölünce, üç şey hariç ameli kesilir: Sadaka-i cariye, ilmî eser bırakmak veya ona dua ve istiğfar edecek sâlih evlad. [Müslim]
Herkes cami yaptıramaz, ilmi eser yazamaz. Ama herkes talebe okutabilir, kitap dağıtabilir.
 Mümine, öğrenip yaydığı ilmin sevabı, ölümünden sonra da devam eder. [İbni Mace]
 Unutulmuş bir sünnetimi meydana çıkarana yüz şehit sevabı vardır. [Hakim] (Bir farzı veya vacibi duyurmanın sevabını düşünmelidir.)
Sadaka ve Kur’ân-ı kerim okumanın sevabını önce Peygamberimizin mübarek ruhuna hediye etmeli, sonra ölülerin ruhlarına göndermelidir. Böylece kabul olma ümidi fazla olur (Muhammed Masum Hazretleri).
Hasıl olan sevabı bütün müminlerin ruhlarına hediye etse “mümin müminat, müslim müslimat” dese hepsine ulaşır, kendi sevabından da bir eksilme olmaz. Allahü teâlâ ganidir, bin sevap, bin kişiye, birer birer değil, biner biner taksim edilir.
Evet anladığınız gibi.
Dualarınızı sevaplarınızı bekliyoruz.
Bayramınız mübarek ola.

03.06.2019 - 07:30