Ne içer, Nasıl içerlerdi?

Ne içer, Nasıl içerlerdi?

“Resûlullah Efendimiz suyu üç nefeste içer, kabı mübarek ağzına yaklaştırınca “Bismillâh”, ağzından ayırınca da “Elhamdülillâh” derlerdi. -Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)

İçecek bahsi zemzem ile açılsa ve taçlandırılsa gerek.            ;
Biliyorsunuz Hacer Validemiz, Allahü tealanın emri ile Mekke’ye bırakılır. Oğlu Hazreti İsmail henüz pek ufaktır. Safa ile Merve arasında defalarca koşar ama su namına bir şey bulamaz. Ümidini de kaybetmez, rızkından endişe etmez. Yine Merve Tepesi’nden etrafa bakmaktadır ki, Cebrâil aleyhisselamı görür. Oğlunun ayakları dibinde bir su fışkırarak akmaktadır. Koşar ve “zem zem” (dur, dur) deyip etrafını çevirmeye çabalar.
Zemzem isminin Cebrâil aleyhisselamın sesinden, su şırıltısından, şimşek çakmasından (zemzeme, zümmezim) geldiği de söylenir ayrıca.
“Allah İsmâil’in annesine rahmet eylesin; eğer suyun önünü kapatmasaydı zemzem şarıl şarıl akıp giden bir ırmak olurdu” Hadîs-i şerîf
İsmail aleyhisselam burada büyür, yetişir, zikrolunan kuyuya da “Bi’ru İsmail” denir.
Zemzem’e; Şebbâa, Mürviye, Nâfia, Âfiye, Meymûne, Berre, Maznûne, Kāfiye, Mu’zibe, Şîfâu Sukm, Taâmu Tu’m, Hezmetü Cibrîl adları da verilir

ZEMZEMDEN SONRA
Zemzem suyu Mescid-i Harâm içinde, Hacerülesved’in karşısındadır. O “ekin bitmeyen vadiyi” şenlendirir.
Derken Hazreti İbrâhim gelir ve bu tek gözeli kaynağı kuyu hâline getirir, ortalık yeşillenir. Yemen-Suriye güzergâhında yol alan bir Cürhümi kafilesi uçuşan kuşları görünce gelir bakar ve o muhteşem kuyu ile karşılaşırlar. Mekke’ye yerleşme talebinde bulunurlar. Hazreti Hâcer “su üzerinde hak iddia etmemeleri” şartıyla izin verir onlara.
Bilahare Hazreti İbrâhim Kâbe’nin temellerini bulacak ve oğlu İsmâil ile birlikte nurlu mescidi tekrar kuracaktır. Ancak Cürhümlüler, zamanla sapıtır, Beytullaha saygısızlık yapar, misafirlere kötü davranırlar. Bu yüzden zemzem bir süre çekilir. Seylü’l-arim (baraj faciası) dolayısıyla Yemen’den havaliye gelen Huzâa ve Kinâneoğulları, Cürhümileri yener, çıkarırlar. Şehri acele ile terk ederken Hacerülesved’i söküp gömer, kıymetli eşyalarını Zemzem Kuyusu’na atıp kapatırlar. Sel suları, kum fırtınaları derken mübarek kuyudan iz kalmaz.

RAHMÂNÎ RÜYA
Asırlar sonra Resulullah Efendimizin dedesi Abdülmuttalib gördüğü bir rüya üzerine emredilen yeri kazmaya başlar.
Kureyşliler karşı gelir, civarda putları vardır zira. Lâkin Abdülmuttalib’in kararlı tavrı üzerine direnmeyi bırakırlar (İbn İshak). Abdülmuttalib, hayatta bulunan tek oğlu Hâris’in yardımıyla Zemzem Kuyusu’nu meydana çıkarır. Kureyşliler kendisini rencide edince Allahü teâladan on erkek evlâd ister, birini kurban etmeyi adar hatta.
Arzusu hakikat olur ve çektiği kura en çok sevdiği oğluna (Efendimizin babası Abdullah’a) çıkar. Onun yerine 100 deve kurban ederek (bedel) adağını yerine getirir.
Artık sikāye ve rifâde hizmetlerine Zemzem Kuyusu’nun bakımı da eklenmiştir.
Kuyu açılırken içerisinden heykeller, silâhlar, zırhlar ve süs eşyaları çıkar. Bir kısmını Kureyşlilere verir, kendi hissesine düşenleri Kâbe’ye harcar. Zemzem Kuyusu önünde biri su dökünmeye, diğeri içmeye yarıyan iki havuz yaptırır ayrıca.

NE HATIRALAR...
Efendimiz de çocukluk ve gençlik yıllarında amcası Ebû Tâlib’le birlikte kuyunun bakımına koşar. Ebû Tâlib’ten sonra sikāye (zemzem dağıtma) vazifesi amcası Abbas’a intikal eder.
Mekke’nin fethinden sonra Resûlullah, sikāye hizmetini tekrar Abbasoğullarına verir.
Kâbe ele geçince  putlardan temizlenir, Zemzem Kuyusu’ndan kovalarla su çekilir, Beytullah’ın içi dışı temizlenir. Bundan böyle yılda bir Kâbe’nin yıkanması, ıtırlanması âdet hâline gelecektir.
Efendimiz, Vedâ Haccı’nda ve umreleri esnasında Kâbe’yi tavaf ettikten sonra Makām-ı İbrâhim’in arkasında iki rek’at tavaf namazı kılar ve zemzem içerler doya doya. Hacılar da aynısını yapar, mümkünse üzerlerine döker, serperler başlarına.

DOYURUCUDUR
Zemzem sadece susuzları kandırmaz, açları da doyurur. Ümmü Eymen (Radıyallahu anha) sabah güne zemzem içerek başladığını, bazan akşama kadar yemek yemediğini söyler. Ümmü Hânî’nin (radıyallahu anha) zemzem kovası “aç doyuran” diye meşhurdur.
Abdülmuttalib zemzemi bazan hurma veya kuru üzümle tatlandırır. Develerini sağar ve sütlerini balla karıştırıp hacılara dağıtır.
Evliya Çelebi, zemzemin gün içinde bile değiştiğini, sabahtan itibaren gül, menekşe, yasemin gibi çiçek koktuğunu söyler. Eyüp Sabri Paşa, zemzem binasının açılmasından sonra alınan ilk zemzeme “suyun kaymağı” der. (Mir’âtü’l-Haremeyn)
Sahâbe-i kiramdan Ebû Râfi Hazretleri kuyunun yanına ağaçtan oyduğu su taslarını bırakır. Mekke’de, zemzem koymaya mahsus sırçalar da (zevrak) vardır.
Zamanla zemzem taşımak ve ikram etmek üzere çeşitli kaplar imal edilir ki, bunlar Topkapı Sarayı’nda sergilenmektedir.

MEN HADİME
Ebû Ca’fer el-Mansûr, Mehdî, Mu’tasım-Billâh gibi Halifeleri zemzem kuyusuna hayli hizmet eder. Zemine mermer döşetir, çevresine şebeke çektirirler.
Derken üstüne kubbeler yapılır, kandiller asılır.
Osmanlılar da hacıların zemzemden rahatça istifadesi için hayli masraf yapar. H 933’te (1527) başlayan imar faaliyetleri 948 (1541) yılında Emîr Hoşgeldi tarafından tamamlanır. 1021’de (1612) Sultan I. Ahmed kuyunun giriş kısmına demir bir kafes koydurur, emniyet sağlanır. Sultan I. Abdülhamid zamanında zemzem binası yenilenir, zemzemle ilgili hadîsler duvarlara işlenir.

İÇEBİLDİĞİNİZ KADAR...
Efendimiz “Bizimle münafıklar arasındaki alâmet bizim zemzemi bol bol içmemizdir; onlar asla zemzemi bolca içemez” buyururlar.
Zemzem, kıbleye dönülerek, ayakta, besmele ile, sağ elle, üç nefeste, gözü sudan ayırmadan içilir. Müminler “Allahım! Senden faydalı ilim, geniş rızık ve her türlü hastalıktan şifa diliyorum” duasıyla başlar, bitince hamdederler.
Hazreti Hasan ile Hüseyin’in dünyaya gelişlerinde damaklarına zemzem akıtılır. Oruçlar zemzemle açılır, ölüm döşeğindeki hastanın ağzına zemzem damlatılır.
Osmanlı döneminde mahmil veya surre-i hümâyun vasıtasıyla Hicaz’a gönderilen ferâşet çantalarına dönüşte zemzem konur. Mekke şerifinin padişaha yolladığı hediyelerin başında içinde zemzem bulunan murassa’ bir ibrik ve leğenler gelir.

05.05.2020 - 07:04