Kavimlerine meşale olurlar

Kavimlerine meşale olurlar

Resûlullah Efendimizle görüşen hey’etler, yurtlarına döner ve gördüklerini dinlediklerini anlatırlar. Nasipliler hissedar olur, sevdalılar Medine’ye koşar.

Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) sükûnetten yanadır, hem civar kabilelere mübelliğler yollar, hem de onlardan gelen misafirleri ağırlar.
Meselâ Zî-Merre’den gelen heyet onüç kişidir, Server-i kâinat, Reisleri Hâris bin Avf’a memleketlerinin ahvâlinden sorar.
- Bu sene kıtlık, kuraklık yaşıyoruz, dualarınıza muhtacız.
Efendimiz hem dua eder hem de caizeler vererek uğurlar, memleketlerine vardıklarında bağlarını bahçelerini yemyeşil bulurlar.
Heyet Medine’de iken, Cenâb-ı Mevlâ bereketli yağmurlar ihsan etmiştir onlara.
Havlan kabilesinden de on kişi gelir. Niyetleri sadece dua ve ziyarettir.
Fahr-i âlem “Bu yolculuğunuzda develerinizin attığı her adım için size bir hasene verilir. Her kim gelip beni Medine’de ziyaret ederse kıyamet günü komşum olacaktır” buyururlar.
Sonra Havlan’daki puta ne olduğunu sorarlar.
- Ya Resûlallah! Hak teala o putu İslâm dînine tebdîl eyledi. Artık ona kimse tapınmıyor. Bu gidişimizde yok ederiz inşâallah!
Fahr-i kâinat onlara ahde vefa, emaneti eda, komşu hakkına riayet ve zulümden kaçma hususunda hoşça bir sohbet buyurup caizeler sunarlar.
Varınca o putu ortadan kaldırırlar.
Muhârip kabilesinden de on kişi gelir. Eskiden korkulan bir kavimdir, zarif, hatırnaz ve kibar insanlar olurlar.

SUDDALILAR
Efendimiz hazretleri Ci’râne’den dönünce Kays bin Sa’d bin Ubâde’ye dört yüz kişi ile Yemen diyarına gidin buyururlar. Sudda’ kabilesi vardır o mıntıkada.
Ziyâd bin Hâris de (radıyallahü anh) Suddalıdır, Efendimize yetişir: “Ya Resûlallah! Askeri geri döndür. Ben kavmime kefilim. Onlar İslâm dinine girerler.”
Dediği gibi de olur, önce on beş kişi ile gelip Resûlullah Efendimizden Müslümanlığı öğrenirler. Yurtlarına dönen tebliğe başlar ve İslâmiyet hızla yayılır o günden sonra.
İmâm-ı Vakıdî’ye (rahmetullahi aleyh) göre bu taifeden yüz kişi Veda Haccına iştirak eder, Resûlullah Efendimiz ile buluşurlar.
Ziyâd bin Hâris anlatır: Seferdeydik, Fahr-i âlem hazretleri sordular “Ey Sudda’ kardeşim! Biraz suyun var mı?
- Var Ya Resûlallah! Buyurun mataramda.
Emretti; ağaçtan bir çanak içine döktüm. Mübarek elini içine koydular parmakları pınar kesildi âdeta.
Onuncu senede Gassan kabilesinden üç kişi gelip iman eder, Efendimiz hediyeler verir onlara. Yemen’e döner, beldelerine kandil olurlar.

SELÂMÂN KAVMİ
Yine o yılın Şevvâl’inde Selâmân’dan yedi kişi gelir. Kavmin eşrafından Habîb bin Amr da vardır aralarında. Kuraklıktan yakınırlar. Fahr-i kâinat dua eder, bol ve bereketli yağmurlar yağar.
Beni Abs kabilesinden birkaç kişi gelip sorar:
- Ya Resûlallah! Âlimlerimiz hicret sevabını anlatıyor. Develerimiz, davarlarımız var, onları satıp da hicret mi etsek acaba?
Resûlullah Efendimiz “Her nerede olursanız olun takvâdan ayrılmayın” buyururlar.
Ve aynı yıl Gâmid kabilesinden on kişi gelip Müslüman olur. Resûlullah Efendimiz Übey bin Kâ’b’a (radıyallahü anh) emreder, onlara Kur’ân-ı kerîm öğretir. Sonra hediyelerini verip menziline yollar.
Alkame bin Yezid bin Süveyd (radıyallahü anh) anlatır: “Babam dedemden nakletti: Bizim kavmimizden (Ezd kabilesi) Resûlullah Efendimize yedi kişi elçi gittik. Fahr-i âlem hey’etimizi beğenerek sordu: Siz kimlersiniz?
- Biz mü’minleriz.
Tebessüm ettiler:
- Ya Resûlallah! Biz iman edilecek şeylere iman ettik, amel edilecek şeyleri (namaz, zekât, oruç ve hac) kabul ettik. Bizim bazı eski âdetlerimiz de var, eğer siz onları çirkin görürseniz derhâl terk edelim.
- Nedir onlar?
- Bolluk zamanında Hakk’a şükretmek, belâ yetişirse sabretmek, kazaya rıza göstermek, düşmana karşı sabitkadem olmak ve muhaliflerimizin kötü hâllerine sevinmemek.
Efendimiz “Bunlar hakîm ve âlim kişilerdir ki, anlayış ve kavrayışta nebiler derecesine yakın olmuşlar” buyurur ve beş şey daha emrederler onlara.
Yemeyeceğiniz nesneyi toplamayın, oturmayacağınız binaları yapmayın ve koyup gideceğiniz şeylerle uğraşmayın. Takvâ üzere olun ki, sonunda Hak teala hazretlerine dönüp geleceksiniz, varıp içinde ebedî kalacağınız âleme rağbet ediniz.
Lakît bin Amir anlatır: “Ya Resûlallah” dedim “sana nasıl bîat edeyim?
Mübarek elini açtı ve “Namaz kılmak, zekât vermek ve Hak teala hazretlerine hiç bir nesneyi ortak tutmamak üzerine bîat et” buyurdular.

11.05.2020 - 06:23