Herakl için karar vakti!

Herakl için karar vakti!

Muzaffer imparator ya tacına tahtına sarılacak ya da ebedî saadeti seçip saltanatını riske atacaktır.

Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) Heraklius’a hitaben bir mektup yazdırdığını ve bunu Hazreti Dıhye ile yolladığını anlatmıştık.
Hazreti Dıhye Kudüs’e gelir ve çevresini kullanarak saraya girmeyi başarır. Heraklius’un yaverleri ona uzun uzun imparatorla konuşmanın adabını anlatırlar. “Şurada duracak, şöyle eğileceksin filan.”
Hazreti Dıhye “ben kimsenin önünde eğilmem” der “asla!”
-Bunda bir şey yok sadece secdeye kapanacaksın o kadar.
-Hayır. Biz Müslümanlar! Allahü tealadan başka kimseye secde etmeyiz. Resulullah insanların hafifçe eğilmelerine dahî müsaade etmez, köleler bile dimdik girer huzuruna.
-O hâlde sana başka bir yol gösterelim. Heraklius öğleden sonraları avluya çıkar; teklif ve şikâyeti olanlar dilekçelerini bırakırlar.

YEĞEN YENNAK
Evet bu daha mantıklı bir yoldur, Hazreti Dıhye mektubu denilen yere koyar. Heraklius’un dikkatini çeker, eline alır, bir tercüman çağırtır.
O sıra yeğeni Yennak da gelir ilişir yanına.
“Bismillâhirrahmânirrahîm
Allah’ın Resûlü Muhammed’den, Rumların büyüğü Herakl’e”
Yennak çok kızar, tercümanın göğsüne şiddetli bir yumruk atar, mektup elinden uçar.
Gelgelelim aferin beklerken Kayser’in hışmına uğrar. Heraklius “sen” der, “ne yaptığını sanıyorsun acaba?”
-Mektubu görmüyor musun efendim. Hem sizden önce kendi ismi ile başlamış, hem de hükümdarlığınızı tanımamış.
-Dur bir okunsun da merâmını anlayalım, böyle fevri hareketler devlet adamına yakışmaz. Eğer O söylediği gibi Allah’ın resulü ise, elbette adını önde yazacak.
-Ama ben sanmıştım ki...
-Tamam çıkabilirsin dışarıya!

RÜYASI MI ÇIKIYOR?
O günlerde Herakl bir rüya görür ki, bazı sünnetli insanlar mülküne malik olmaktadırlar. Adamlarına danışır. Meseleye Firavunvari yaklaşırlar. “Öyleyse Yahudileri katledelim gitsin” derler, “ne olur, n’olmaz!”
Bu arada Bilad-i Arap’ta İslamiyet yayılmaktadır, Müslümanlar da sünnetli midir acaba?
İşte Efendimizin mektubu da böyle bir çalkantının üzerine gelir, Herakl düşüncelere dalar.
Alır şerefli mektubu Üsküf’e (başpiskopos) götürür, Üsküf yaşlı bir bilgedir, ilim sahibidir. Kelime kelime okur: “Allahü tealanın hidâyetine erenlere selâm olsun. İslâm’a gel ki, selâmet bulasın. Allahü teala sana iki kat ecir versin. Eğer yüz çevirirsen bütün Hıristiyanların vebali üzerinedir.”
Herakl, Üsküf’e sorar. Sen ne diyorsun bu hususta?
-Hazreti Süleyman’dan beri (Bismillâhirrahmânirrahîm) diye başlayan bir mektup görmemiştim.
-Yani? / -Vallahi O, Mûsâ ve İsâ aleyhisselâmın bize geleceğini müjdelediği Resûl. Biz zaten teşrifini bekliyorduk.
-Ne yapmamı tavsiye edersiniz?
-Bize düşen O’na tâbi olmak.

ACABA?
-Peki “Ecrini iki kat versin” demekten muradı neydi acaba?
-Bunu iki şekilde anlamak mümkün. Tebaanın da İslâm’a gelmesine vesile olursan ecrin artar.
-Diğeri?
-Zaten bir kere Hazreti İsâ’ya îman etmiştin, şimdi de Hatemü’l-Enbiyaya inanırsın, olur iki kat.
-Melîk kelimesini kullanmamış.
-Çünkü İslâm’ın zuhuru ile o mülk senden çıktı. Şimdi anlaşman lâzım, ya Müslüman olur aralarına katılırsın ya da tâbi olur dilediğin gibi yaşarsın.
-Ya da?  /   -Savaşırsın!
-Azîmü’r-Rûm tabiri de hoşuma gitti.
-Evet gönül alan ama hukuken sıkıntı çıkarmayan bir kelime, çok zekice.
Herakl derin düşüncelere dalar, bir de mektubu getirenle mi görüşse acaba?

HAYRAN KALIR
Hazreti Dıhye asil ve temiz çehrelidir, akıcı bir Rumca ile konuşur. Soruları emin bir mümin edasıyla cevaplar. Vakarlıdır imparatoru “Mesih’in de secde ettiği bir Allah’a” çağırır.
Herakl, onun cemaline, zarafetine, ilmine hayran kalır. Koca Bizans İmparatoru’dur ama bu kalitede bir yardımcısı olmamıştır daha.
Kendini bir kararın arefesinde hisseder. Roma’da itibar ettiği bir âlime mektup yazar, fikrini sorar. Cevap açıktır: “Görünen o ki, âhir zaman peygamberi tebliğ ile vazifelendirildi. Büyük fırsat. Ne derse yap, yardımcı ol ona!”
Herakl Şam valisine emreder: Derhâl birkaç Kureyşli bulun bana!

13.05.2020 - 06:26