Van'ın incisi Bahçesaray

Van'ın incisi Bahçesaray

Van ilimize bağlı eski adıyla Müküs olarak bilinen yüksek dağlar ve sarp kayalıklar arasında ortasından geçen Müküs Çayı ve yeşillikler içinde, özellikle muhteşem ceviz ağaçlarının süslediği, tabii güzellikleri ve evliyanın önderi, gönüller sultanı, ilim membağı Seyyid Muhammed Kutup ve Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin şereflendirdiği bir zamanların ilim ve irfan yuvası şirin bir beldemizdir...

SAİT EKEN

Bahçesaray halkı geçimini çoğunlukla bal ve ceviz üretimi yaparak sağlar.
Önceleri özellikle kar sebebiyle 8 ay boyunca yolların kapalı olduğu ve dış dünya ile bağlantısı kesilen Bahçesaray, artık zirvede inşa edilen Karabet Kar Tüneli ve Hizan tarafındaki yolların yapılmış olması sayesinde artık her daim açık ve ziyaret edilebilmektedir. Kışın zirveden manzaralarına ise doyum olmaz.

ARVAS KÖYÜ
Bahçesaray deyince şüphesiz ilk akla gelen Arvas köyüdür. Burayı ilk teşrif eden ve medrese inşa ederek binlerce talebe yetişmesine ve ehli sünnetin yayılmasına vesile olan mübarek, Hakkâri Emîri İbrahim Bey’in damadı Kasım-ı Bağdadi hazretlerinin mübarek oğlu Seyyid Muhammed Kutup hazretleridir. Bu mübarek zattan sonra torunlarından âlimlerin önderi ilim ve irfan kaynağı büyük mutasavvıf Seyyid Fehim hazretleri  hizmet ve çalışmaları ile sadece kendi bölgesine değil bütün Anadolu’ya feyz ve bereket saçmış, nurlandırmıştır. Bu büyüklerimizin kabr-i şerifleri hâlen Arvas köyünde olup sevenleri tarafından ziyaret edilmektedir.
Seyyid Fehim hazretlerinin torunlarından olan Belediye Başkanı Mekki Arvas Bey, Arvas medreselerinin bakım ve onarımı ile yakından ilgileniyor. Dedelerinin hizmetlerinin bir nebze de olsa devamı için talebelerin yetiştirilmesine büyük ehemmiyet veriyor.
1915 yılında Van vilayetinin Rusların eline geçmesi üzerine bir zamanların ilim irfan yuvası olan Müküs beldesi Ermeni çetelerinin istilasına uğrar, bölge halkı kaçamaz, kalanlar şehit edilir, medreseler yakılıp yıkılır. Ermeni Fedai Çeteleri başkomutanı Luto, Pervari ilçesi Beğendik köyü yakınlarında çıkan çatışmada öldürülünce Ermeniler tedirgin olur, Müküs’ten çekilmek durumunda kalırlar.
Hâlen ayakta olan Arvas Mescidi’ni ziyaret edenler, bu katliamın izlerini görebilirler. Buradaki medrese içindeki üç bin el yazması eser bulunan kitaplığın Ermeniler tarafından zayi edilmesi, ilim namına büyük bir kayıp olur.

MÜKÜS ÇAYI
Bir mağara içinden çıkan, çıktığı yerde kuzu sessizliğinde akarken bir anda çağlayan bir nehre dönüşen, seyrine doyum olmayan müthiş bir tabiat harikası. Allahü tealanın insanoğluna bahşettiği mükemmel bir güzellik ve bereket kaynağı.
Büyük âlim Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin de zaman zaman buraya geldikleri bilinir.

KIRMIZI KÖPRÜ
Zarif kemerine işlenen tuğlaların renginden dolayı Kırmızı Köprü adıyla tanınan köprü  Bahçesaray-Hizan yolu üzerinde yer alıyor.  Kitabesi yok, yapım tarihi de bilinmiyor. Uzmanlar 16. veya 17. yüzyılda inşa edildiğini düşünüyor. Tek gözlü yapı, Osmanlı ve Selçuklu döneminde sık rastlanan sivri kemer mimari tarzına iyi bir örnek teşkil ediyor. Kırmızı Köprü 45,5 metre uzunluğunda ve 4,35 metre genişliğinde.
Her iki tarafında nöbetçilerin ya da yolcuların dinlenmesi için birer oda bulunuyor. Yan duvarları moloz taşla örülen Kırmızı Köprü’nün korkuluk ve kemerlerinde kesme taş kullanılmış.

SEYYİD MUHAMMED KUTUP HAZRETLERİ
Büyük İslam âlimi ve meşhur veli. İsmi, Muhammed bin Kâsım Bağdâdî’dir. Seyyiddir. Kutub, Velî, Kutb-i Arvâsî lakapları vardır. Arvas seyyidlerinin ilk ceddi bu zattır. Baba ve dedeleri Hülâgû’nun Bağdat’ı istilası sırasında, Musul’a oradan da Anadolu’ya hicret etmiştir. Pek çok âlim ve veli yetiştirmişlerdir. Muhammed Kutup hazretleri de babası Kâsım Bağdâdî hazretlerinden icazet ve hilafet aldı. Babasının izniyle Hakkârî tarafına gitti. Feraşin Dağlarında yedi sene riyazetle meşgul oldu. Bu zaman içinde devamlı Hızır aleyhisselam ile görüştü. Onun manevi terbiyesinden de çok istifade etti. Yüksek hâller ve kerametler sahibi oldu.
Bilahare Hakkâri Emîri İbrahim Bey’in damadı oldu ve akabinde, beraber Arvas köyüne gelip burada medrese inşa ettiler. İnsanları irşat edip, talebe yetiştirdiler.

FAKİ TEYRAN;
Bahçesaray’ın diğer önemli  kişilerinden, Arvas medreselerinde yetişmiş, Kürtçe şiirleri meşhur, âlim, şair bir zat. Kuşların dilini bildiği için kendisine Kuşların Hocası manasına gelen “Faki Teyran “ denilmiştir. Kabri  Kırmızı Köprü yanından yukarı çıkan yoldan yaklaşık 10 km mesafededir.

SEYYİD FEHİM ARVASİ HAZRETLERİ
Doğu Anadolu’da yetişen büyük velilerden. Silsile-i aliyyenin otuz üçüncüsüdür. Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde yaşadı. Babası, Seyyid Abdülhamîd Arvâsî’dir. Annesi aynı ailenin Doğubeyazıt kolundan Seyyid Hacı İbrâhim Efendi’nin kızı Seyyide Emine Hanım’dır. 1825 (H.1241) senesinde Van’ın Bahçesaray (Müküs) ilçesine bağlı Arvas  köyünde doğdu. 1895 (H.1313) senesinde aynı köyde vefât etti.
Seyyid Tâhâ hazretlerinin hizmet ve sohbetinde tasavvuf yolunun en yüksek derecelerine kavuşan Seyyid Fehim “kuddise sirruh” , büyük bir veli oldu. Mutlak hilafetle şereflenme zamanı gelince, üstadı Seyyid Tâhâ hazretleri onu huzuruna çağırdı ve insanlara İslamiyetin emir ve yasaklarını anlatmak, onların dünya ve ahirette saadete, kurtuluşa kavuşmalarına vesile olmakla vazifelendirdi. Memleketi Arvas’a gitmesini emretti.
Üstadının vefatından sonra daha da tanındı.  Mısır, Irak, Suriye ve bu havalide halledilemeyen meseleler Seyyid Fehim hazretlerine getirilirdi. Müşkil meseleleri çözerdi. Onun sohbetinde bulunmak üzere Arvas’a gelenler dünya gailelerinden kurtulur, nefsin ve şeytanın şerrinden uzaklaşır, muhabbet deryasına dalarlar. Ondan feyz alıp, yüksek derecelere kavuştular. Sohbet ve dersleriyle pek çok insanın doğru yola kavuşmasına vesile oldular. Böylece, Doğu Anadolu halkının Sünni kalmasını, Şiiliğin ve mezheb ayrılığının yöreye girmemesini temin ederek, millî birliğe çok hizmet etti.
İlim, fazilet ve güzel ahlakta zamânının bir tanesi olan Seyyid Fehim hazretleri, İslamiyetin emirlerine ve sevgili Peygamberimizin sünnet-i seniyyesine titizlikle uyardı. Onu sevenler namazlarını mutlaka camide cemaatle kılarlardı. Onun en büyük kerâmeti, kendisinden sonra vazifesini devam ettirecek olan Seyyid Abdülhakîm gibi bir zatı yetiştirmesiydi. Seyyid Abdülhakîm Efendi’ye 1882 (H.1300) senesinde zahiri ilimlerde icazet, diploma verdiği gibi, 1888 (H.1305) senesinde tasavvufta Nakşibendiyye, Kâdiriyye, Sühreverdiyye, Çeştiyye ve Kübreviyye yollarından hilafet de verdi. İnsanları irşadla vazîfelendirdi.
Seyyid Fehim-i Arvasi hazretlerinin Arvas’ta bulunan kabri, sevenleri tarafından ziyaret edilmekte. Vesîle edilerek yapılan dualar kabul olmaktadır.
Seyyid Fehim Arvasi hazretlerinin çocuklarından birkaç tanesinin kabri, yanındadır. Yine babası Seyyid Abdülhamid Efendi ve Resül Zeki Efendi’nin ve Sıbgatullahi Hizani hazretlerinin babası Seyyid Lütfullah Efendi’nin kabirleri alt baştadır.

17.05.2020 - 06:11