Nehri... Huzura giden yol...

Nehri... Huzura giden yol...

Çok uzaklarda ama insanın içini ısıtan, kalbine huzur ve ferahlık veren, gidip mutlaka görülmesi ve ziyaret edilmesi gereken, bereket membaı, huzur beldesi.. Manevi güzellikleri ile insanları cezbeden bir zamanların ilim ve irfan merkezi Hakkâri Şemdinli’ye bağlı Nehri beldesinden söz ediyoruz.

SAİT EKEN

Silsile-i aliyye büyüklerimiz Seyyid Abdullah-ı Şemdînî, Seyyid Tâhâ-i Hakkârî ve Seyyid Sâlih hazretlerinin  kabri şeriflerinin bulunduğu mübarek topraklar...
Seyyid Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin yaşadığı devirde bu bölgede yaklaşık 15-20 bin civarında bir nüfus yaşar ve bu köyün insanları hepsi bu mübarek zatın medresesinde pişen yemeklerle beslenirlermiş. Şimdi bu medrese yeniden restore edilmiş..
Nehri’ye girmek için genelde Van- Yüksekova güzergâhını kullanmak gerekir. Tabii bu yol üzerinde Van’ın Hoşap ilçesinde seyyidlerin ilk dedesi sayılan büyük âlim Seyyid Abdurrahman Arvasi hazretlerinin Hoşap Kalesi’nin tam karşı yamaçındaki kabri şerifini ziyaret edip bereketlenmek, yol üzerinde Başkale’de, zahir ve batın ilimlerinde kâmil ve dört mezhebin fıkıh bilgilerinde mahir, büyük âlim ve ruh bilgilerinin mütehassısı büyük veli Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin 30 sene ders verdiği medrese ve camiini, sonra Yüksekova’ ya gelmeden beş kilometre öncesinde Suüstü köyünde medfun bulunan Abdülhakim Arvasi hazretlerinin muhterem pederleri Seyyid Mustafa Arvasi Efendi’nin kabirlerini de ziyaret etmek lazım.

SEYYİD ABDULLAH-I ŞEMDÎNÎ
İsmi Abdullah'tır. Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin onuncu torunu ve Seyyid Tâhâ-i Hakkârî'nin amcasıdır ve mürşididir.
Seyyid Abdullah-ı Şemdînî hazretleri, daha önceki anlaşmalarının gereği bir müddet Bağdât'ta kaldıktan sonra Süleymâniye'ye dönen Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin ziyâretine gitti. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin Hindistan'da elde ettiği mârifet ve kemâlâtı, olgunluğu görünce ona olan muhabbeti daha da arttı. Medrese talebeliğinde arkadaşı olduğunu düşünmeyip o evliyâlık güneşinin sohbetlerine devam etmeye başladı. Onun önde gelen talebelerinden oldu.
Mevlâna Halidi Bağdad-i hazretleri, Seyyid Abdullah-ı Şemdînî'yi de Şemdinli'ye gönderdi. Nehri'de medrese, tekke ve zaviyeler yaptırarak talebe yetiştirmeye başladı. Türkiye, İran ve Irak'ın çeşitli yerlerinden ilim meclisine ve sohbetlerine koşan pek çok kimseyi zâhirî ve bâtınî ilimlerde yetiştirdi. Ömrünü ilim tahsîl etmeye, İslâmiyeti öğrenmeye ve öğretmeye vakfetmiş olan ve pekçok kerâmetleri görülen Seyyid Abdullah-ı Şemdînî hazretleri 1813 (H. 1228) senesinde Şemdinli'nin Nehri kasabasında vefât etti. Nehri kabristanının girişinde defnedildi. Kabrinin üzerinde sade bir türbe vardır. Mübarek kabri, sevenleri tarafından ziyaret edilmekte, âşıkları dua edip mübarek ruhundan feyz almaktadır. Onu vesile ederek dua edenlerin maddî ve mânevî dertlerine dermân buldukları dilden dile anlatılmaktadır.

SEYYİD TÂHÂ-İ HAKKÂRÎ HAZRETLERİ
Silsile-i aliyye adı verilen, insanlara İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatarak onların dünyâda ve âhirette seâdete, mutluluğa kavuşmalarına vesile olan büyük âlim ve velîlerin otuz birincisidir. Peygamber Efendimizin neslinden olup Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin on birinci torunudur. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin halîfelerindendir. 1853 (H. 1269) senesinde Şemdinli yakınındaki Nehri'de vefât etti.
Hicrî on üçüncü asrın kutbu olan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, Hindistan'a giderek, Gulâm Ali Abdullah Dehlevî hazretlerinin huzûru ile şereflenip, layık ve müstehak oldukları fazîlet ve kemâlâtı aldı. Sonra, Allahü tealanın kullarına doğru yolu gösterip Hakk'a kavuşturmak için vatanına döndü. Bu sırada arkadaşı olan Seyyid Abdullah hazretleri de Süleymâniye'de bulunan Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri ziyârete gitti. Sohbetinde bulunarak, kemâle geldi ve halîfe-i ekmeli yâni en olgun halîfesi oldu. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî'ye, birâderinin oğlu Seyyid Tâhâ'nın, hârikulâde ve yüksek istidâdını anlattı. Mevlâna Hâlid-i Bağdâdî hazretleri de, bir daha gelişinde, onu berâber getirmesini emir buyurdu. Seyyid Abdullah Şemdînî hazretleri, ikinci ziyâretlerinde yeğeni Seyyid Tâhâ'yı da götürdü.
Seyyid Tâhâ, büyük dedesi Seyyid Abdülkādir-i Geylânî hazretlerinin mânevî emri ve izni üzerine, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin huzûruna geldi. Bu öyle bir gelişti ki, pek az kimselere nasîb olmuş, nasıl ve neler elde ederek gideceği, bu başlangıç ve gelişten belli oluyordu. Mevlâna, Seyyid Tâhâ'nın yetişmesine, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı, kalplerin düşünemediği makamlara erişmesine himmet gösterip yardım etti.
Seyyid Tâhâ hazretleri, bütün cihâna hükmeden bir hükümdâr olsa dünyâyı en güzel şekilde idâre edebilirdi. Aklı, idrâki, idâre ve intizâmı akıllara hayret verirdi. Dünyâ ve âhirete âit ilimlerdeki mahâret ve ihtisâsı herkesten üstündü. Hülâsa, maddeten ve mânen, İslâm âlemine bahşedilen ilâhî lütuflardan bir büyük nîmetti.
Tâhâ-i Hakkârî hazretleri Nehri'de kaldığı kırk iki sene içinde İslâmiyetin emir ve yasaklarını insanlara anlatarak onların dünyâ ve âhirette kurtuluşları için çalıştı. Bütün hocaları gibi İslâmın güzel ahlâkını yaydı. Siyâsete karışmadı. Pekçok velî yetiştirip onlara hilâfet verdi. İslâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmakla vazifelendirdi. Halîfelerinin en meşhûrları şunlardır: Birâderi Seyyid Muhammed Sâlih, Seyyid Sıbgatullah Arvâsî, Seyyid Fehîm Arvâsî, dâmâdı ve kâtibi Seyyid Abdülehad, Muhammed Küfrevî, Halife Köse adıyla meşhûr olan Şeyh Tâhâ, Molla Resûl Sibkî. Bunlardan başka halîfeleri de vardır.
Mübârek mezârı Nehri'dedir. Onu seven âşıkları, uzak yerlerden gelerek, mübârek kabrinden fışkıran nûrlardan, feyzlerden istifâde etmekte, bereketlenmektedirler.

SEYYİD SÂLİH HAZRETLERİ
Osmanlılar zamanında Anadolu'da yetişen evliyânın en büyüklerinden. "Silsile-i aliyye" nin otuz ikincisidir. İsmi Muhammed Sâlih'tir. Babasının ismi Molla Ahmed'dir. Büyük velî Seyyid Abdülkādir-i Geylânî hazretlerinin on birinci torunu ve Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin kardeşidir. 1865 (H. 1281) senesinde Nehri'de vefât etti. Kabri, ağabeyi ve hocası Seyyid Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin ayak ucundadır.
Seyyid Sâlih hazretleri, tasavvufta da yetişerek, kalb ilimlerinde ma‘rifet sâhibi olmak için, ağabeyi Seyyid Tâhâ-i Hakkârî hazretlerinin sohbetiyle şereflendi. Senelerce ona hizmet etti. Mübârek teveccühlerine kavuştu. Vilâyet derecelerinde çok yükseldi.
Seyyid Sâlih hazretleri, muhabbet ve edep sâhibiydi. Verâsı ve takvâsı çoktu. Haramlardan şiddetle kaçar, şüpheli korkusuyla mübâhların fazlasını terk ederdi. Ekserî günleri oruçlu geçerdi. Gecelerini ibâdetle ihyâ eder, uykusunu öğleye yakın kaylûle yaparak alır, hem de sünnet-i şerîfe uyardı. Çok merhametli olup hiç kimseyi incitmezdi. İnsanların Cehennem'de yanmamaları için elinden gelen gayreti gösterir, Allahü tealanın emirlerini bildirir, yasaklarından kaçınmalarını sağlardı. Gayrimüslimlere dahî iyilik yapardı. Bu sebeple herkes tarafından sevilirdi.

 

 

22.05.2020 - 06:38