İftar sofralarınız zehre dönüşmesin

İftar sofralarınız zehre dönüşmesin

Özellikle Ramazan ayında uzun süre aç kalındığından dolayı göz kararı yemeklerin oranları biraz kaçıyor. Bu anlamda daha sonraki günlere kalan yemeklerin tamamen kaynatılmadan yenmesinin gıda zehirlenmesine sebep olacağını söyleyen Prof. Dr. Canan Hecer, “Ramazan ayında gıda zehirlenmesinde artış meydana geliyor. Yemeklerinizi yenecek kıvamda olsun diye ılıtmayın, kaynatın” uyarısında bulundu.

“On Bir Ayın Sultanı” olarak adlandıran Ramazan ayı başladı. Uzun süre aç kalınmasından dolayı iftar sofralarında tencere tencere pişen yemekler her ne kadar açlığı giderse de birçok sağlık problemini de beraberinde getirebiliyor. Değişen beslenme alışkanlığı dolayısıyla Ramazan ayına özel tavsiyelerde bulunan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Hecer, aynı zamanda sonraki günlere kalan yemekler adına önemli uyarılarda bulundu.

“Kaynama noktasına ulaşılması gerekiyor”
Bu dönemde gıda zehirlenmelerinin arttığını ifade eden Prof. Dr. Canan Hecer, yemeklerin tekrar tekrar ısıtılmasından dolayı dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Fazla yemek yapılıyor ve bu yemeklerin ertesi gün bitirilmesi gerekiyor. Tekrar tekrar ısıttığımız da yemeğin içindeki sporlu mikroorganizmaları aktive ediyoruz ve besin değerlerinde de azalmaya neden oluyoruz. Bir diğer nokta ise mesela bir gün öncesinde yaptığımız çorbayı ya da bir başka yemeği sonrasında aceleyle ılıtıp sofraya getirmek yanlış. Bu durum da mikroorganizmayı arttırır. Özellikle anneler bebeklerinin yemeklerini yiyebileceği kadar sıcaklıkta ısıtır. Bu da son derece yanlıştır ve gıda zehirlenmesi riskini arttırır. Bir gün önceden kalan sıcak gıdalar kaynatılıp tüketilirse, olası bir gıda zehirlenmesinin de önüne geçilmiş olur. Yemeğin kaynama noktasına ulaşması çok önemli” şeklinde konuştu.

Bununla birlikte Ramazan ayına özel tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Canan Hecer, “Ramazan ayında uzun süreli açlık ve az besin tüketmeden kaynaklı metabolizma yavaşlıyor. Bunun neticesinde de hem kan şekerimiz düşüyor hem de yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı gibi belirtiler meydana geliyor. Öncelikle bu dengenin korunması gerekiyor. Bu anlamda sahurda ve iftarda dengeli beslenmeye ve su tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Tansiyon hastası, kalp rahatsızlığı, metobolik sendromu olanların doktor denetiminde oruç tutması tercih edilen bir nokta” dedi.

“İftarda mideye birden yüklenmek yanlış”
İftarda tüm yemeklerin birden tüketilmesinin yanlış bir yöntem olduğunu da söyleyen Hecer, geçişler arası midenin dinlenmesi adına ara verilmesi gerektiğini dile getirerek, “Hızlıca yediğimiz gıdalar açlıkla birlikte hazımsızlık meydana getirecektir. Bu nedenle hafif bir suyla, iftarlıklarla ya da bir kâse çorbayı kepekli veya tam buğday ekmeği ile orucumuzu açtıktan sonra 15-20 dakika beklemek ve sonrasında yemek daha doğru olacaktır. Bunun dışında yemekte kızartma ve tütsülenmiş gıdalar gibi mide bulantısına ve yanmasına neden olacak ağır yemeklerden ziyade zeytinyağlılar, et tercih edilecekse ızgara ve fırında yapılması, yanında da salata tercih edilebilir. Süt ürünlerinin tüketiminin ihmal edilmemesi gerekir” ifadelerini kullandı.

“İftar ve sahur arası su tüketimi en az 2,5 litre”
Ayrıca iftar ve sahur arasında su tüketimine de vurgu yapan Hecer, “İftarla sahur arasında kalan sürede dengeli bir biçimde su tüketimi gerçekleşmeli. En az 2,5 litre su tüketimi öneriyorum. Bu konuda yapılan en büyük hatalardan biri suyun yerine konulmaya çalışılan sıvı tüketimidir. Sıvı tüketimi su tüketimini karşılamaz. Çünkü içilen kafeinli gıdalar, vücuttan su atılımına neden olur ve vücut daha çok su kaybeder. Bu tarz sıvılar tüketildiğinde su tüketimi de arttırılmalı. Bir diğer konu olan tatlılar için de çok hafif belki sütlü tatlılar ya da dondurma tüketilebilir. Fakat asıl tatlı yerine bağışıklık sistemimiz için meyve tüketmemizde fayda var” diye konuştu.

“Sahur es geçilmemeli”
Sahur öğününün es geçilmesi ile birlikte vücutta daha fazla yağ depolanması olacağı konusunda da uyarılarda buluna Hecer, “Metabolizma yavaşlıyor ama yağ yakılmaya devam ediliyor sonuçta. Vücut da eğer dengesiz beslenirsek yaktığı yağı geri almak adına yağı depolamak ister. Bu yüzden çok uzun süre aç kalınmaması için sahur öğünü çok önemli. Fakat sahurda ağır yemek yiyenler de var sadece bir bardak su içen bireyler de var. İkisi de doğru değil. Çok hafif kahvaltılık tarzında yenilebilir. Ancak bu kahvaltılıkta sucuk, sosis gibi gıdalardan uzak durulmalı. Su ve meyve tüketimi çok önemli” dedi.

Egzersiz bağışıklık sistemi için şart
Son olarak da pandemi döneminde oruçla birlikte bağışıklık sistemimizde herhangi bir bozukluğun olmaması adına tavsiyelerde bulunan Hecer, “Bağışıklığı güçlendirmek için yürüyüş yapmak şart. Yürüyüş vücudun hem sağlıklı kalması için hem de sindirim sisteminin doğru çalışmasından dolayı önemli. Sokağa çıkma yasaklarından dolayı yürüyüşler aksayabilse bile en azından evde el-kol aktivesi yapılarak, kısa süreli yürüyüşler gerçekleştirilebilir. Sindirim sistemimizde yararlı mikroorganizmalar var. Bunlar bizim bağışıklık sistemimizin de aynı zamanda güçlü kalmasını sağlıyor. Bu nedenle bol meyve tüketmemiz gerekli. Ayrıca mikrobiyatamızı güçlendirecek fermente süt ürünleri gibi probiyotik gıdalar, bir avuç kadar ceviz, badem gibi prebiyotik besinler tüketilirse yararlı olacaktır” diyerek sözlerini sonlandırdı.

13.04.2021 - 11:13