Pak hanenin yetimleri

Pak hanenin yetimleri

Ümmü Seleme annemizin getirdiği dört yetim, Ümmü Habibe annemizin iki yetimi, Es'ad bin Zürare ve Cafer-i Tayyar hazretlerinin yetimleri...

Ergenlik yaşına gelmeden babasını kaybeden erkek ya da kız çocuklar, ister zengin, ister fakir olsun yetimdir. Onlar bize Rabb’imizin emanetleridir.
Yetimlik bülûğ çağına kadardır. Ama müminler kimsesiz gençlere de sahip çıkar, ortada bırakmazlar.  
Biliyorsunuz Efendimiz de yetim olarak dünyaya gelir. Doğmadan önce babası Abdullah vefat etmiştir. Altı yaşında annesi Âmine Hâtun'u kaybeder. Sekiz yaşına kadar dedesi Abdülmüttalib'in yanında kalır, 25'ine kadar da amcası Ebû Tâlib'in yanına sığınırlar.
Sonra Hazret-i  Hadice ile evlenir, huzurlu yuvalarını kurarlar.
Hadice annemizin ilk iki evliliğinden de bir kızı bir oğlu olduğu (Hind ve Hale) söylenir.
Amca yadigârı Hazret-i Ali ise Efendimize emanettir. Hazret-i Hadice'nin azat kabul etmeyen kölesi Zeyd de de evin oğlu gibidir.
Efendimiz, Hazret-i Hadice'nin vefatından sonra çocuksuz ve yaşlı bir dul olan Sevde (radıyallahu anha) ile evlenir.
Ümmü Seleme validemiz ikisi kız dört yetimle (Seleme, Ömer, Zeynep ve Dürre) ile gelir. Ümmü Habibe ise kızı Habibe ile Hane-i saadete yerleşir.
Resulullah Efendimiz evin yeni sakinlerini kendi çocukları gibi sever, himaye eder. Onlarla şakalaşır oynar, babalarını aratmazlar. Bir keresinde Ümmü Seleme’nin kızı Zeyneb’in yüzüne su serpmiş, minik kızı neşelendirmiştir. Zeyneb yaşlandığında bile siması genç kız gibidir. Cildinin tazeliğini o yüzüne serpilen sudan bilir. (İbn Hacer, el-İsâbe)

EHL-İ BEYT
Bir gün Allah’ın Resûlü, Ümmü Seleme ve kızı Zeyneb iledir Hazret-i Fâtıma oğulları Hasan ve Hüseyin ile gelir. Resûlullah torunlarını kucaklar:“Ehl-i Beytim! Allah’ın rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Allah her türlü hamde layıktır. O ne üstün bir şeref sahibidir” buyururlar.
Ümmü Seleme, gözyaşlarını saklar. Resûlullah şefkatle sorar: "Seni ağlatan nedir?”
-Ya Resulullah Allah’ın rahmet ve bereketini Ehl-i Beytin için istedin; ben ve kızım kaldık kenarda.
-Hem sen, hem de kızın Ehl-i Beyttensiniz. (Taberî)
Ümmü Seleme validemizin oğlu Ömer anlatır: “Ben, Resûlullah'ın himayesinde yetişen bir çocuktum. Yemeğe hep birlikte otururduk, elim sofranın her yanına giderdi. Resûlullah bir defasında “Oğlum” buyurdu, “besmele çek! Sağ elinle ye! Hep önünden ye!"
Medine'de İslâm dinini ilk kabul eden Es'ad bin Zürâre şehrin İslâmlaşmasında hayli gayret sarfetmiştir. Mus'ab bin Umeyr, onun himayesinde rahatça faaliyet gösterir. O mübarek ahirete irtihalinden önce kızları Kebşe, Habibe ve Fürey'a'yı getirip Efendimize emânet eder.
Resulullah bu kızcağızları Sevde ve Âişe annelerimizin yanına yerleştirir. İkisinin de çocukları olmamıştır. Yetimlere kendi evladı gibi bakar, itina ile yetiştirir ve evlendirler. Yıllar sonra Habibe'nin bir oğlu olacak, ona babasının ismini (Es'ad) koyacaktır. Ki Resulullah hayattadır daha.
Efendimiz Ümmü Seleme’nin oğlu Seleme’yi, amcası Hazret-i Hamza'nın kızı Ümâme ile evlendirir. Nikâhlarını kıydıktan sonra ashabına döner: “Görüyorsunuz ki, ben onu mükâfatlandırdım”(İbn Sa'd, Tabakat)
Efendimiz yine Mute’de şehit düşen Hazreti Cafer’in çocuklarıyla yakınen ilgilenir, zaten yeğenleridir.

19.04.2021 - 06:49