Bir iman abidesi

Bir iman abidesi

Bu mübarek hanım, Musa aleyhisselâma iman ettiğini gizliyordu. Tâ ki Firavun'un kızının saçını taradığı güne kadar... Tarak elinden düştü, alırken besmele çekti. Bu da kızın dikkatini çekti. Sonrası gözleri yaş içinde bırakacak cinstendi...

Firavun’un hazine işleriyle görevli bir veziri, bunun da Maşite adında bir hanımı vardı. Firavun’un kızının dadılığını yapıyordu. Kendisi Musa aleyhisselâmın dinine inandığı hâlde imanını gizliyor, ibadetlerini de gizli yapıyordu.

BU NASIL SÖZ DADI
Maşite hatun bir gün hamamda Firavunun kızının saçını tararken tarak yere düştü. Tarağı yerden gayriihtiyari besmele çekerek aldı. Firavun’un kızı bu söze kızarak dedi ki:
-Ey dadı! Bu nasıl sözdür? Benim babamdan başka tanrı mı vardır? Babamın adını değil de bir başkasının adını nasıl söylersin?
-Evet yavrum Allah vardır. Hem yeri, göğü ve içindekileri yoktan var eden, seni beni, babanı ve bütün varlıkları yaratan bir Allah vardır.

SENİ ŞİKÂYET EDECEĞİM
Firavun’un kızı bu sözlere daha da kızarak dedi ki: -Seni babama şikâyet edeceğim. Hak ettiğin cezaya çarptırılacaksın.
Durumu babasına söyledi. Firavun Maşite hatuna dedi ki:
- Sen benden başka bir tanrıya inanıyormuşsun. Söyle, benden başka yer yüzünde tanrı var mıdır?
- Ey Firavun sen de biliyorsun ki, sen ilâh değil, âciz bir kulsun. Seni de yaratan Allah’tır. Sen fânisin, yok olacaksın. Fakat Allah ebedîdir. Fâni değildir. Musa aleyhisselâm da O’nun Peygamberidir.

SADİST İŞKENCELER
Bu sözlere çok kızan Firavun onu hemen öldürmektense, her gün bir uzvunu keserek başkalarına da bir ders olmasını istedi. Önce tırnaklarını çektirdi. Saçından tavana asıldı. Kamçılarla vücudundan kan çıkıncaya kadar kırbaçlandı. Bunlara rağmen dininden dönmeyince Firavun’un kini günden güne fazlalaşıyordu. Maşite hatunu bir ağaca bağlattı. Biri beş yaşında, diğeri de beş aylık olan iki kız çocuğundan büyüğünü karşısına getirerek şöyle söyledi:
-Ey Maşite, beni tanrı olarak kabul edersen seni serbest bırakacağım.

GÖZÜNÜ KIRPMAYAN KATİL
Maşite, yavrusunun acıklı hâline, bir de Firavunun hâline baktı. Sonra dedi ki:
- Ben ancak bir olan Allah’a inanıyorum.
Firavun eline geçirdiği bıçakla beş yaşındaki yavrunun gırtlağını annesinin gözü önünde kesti. Kanını da Maşite’nin ağzına yüzüne sürdürdü. Sonra tekrar hiddetlenerek şöyle sordu:
- Söyle, benden başka tanrı var mıdır?
Maşite hatun haykırdı:
- Allah birdir, Allah’tan başka ilâh yoktur.

HAYIR ANNE HAYIR!
Bu sefer Firavun beş aylık kundaktaki yavruyu getirmelerini istedi. Getirilen yavruyu annesine yaklaştırdıklarında saatlerdir süt emmeyen yavru, meme aramaya başladı.
Maşite hatun, önceki yavrusunun uğratıldığı akıbetini düşündü. İkinci yavrusunun da hunharca kesilmesine bir anne olarak dayanamayacaktı, kararını verdi. Firavun’a Rabb’im sensin diyecek, fakat kalben inanmayacaktı. Tam “Rabb’im sensin” diyeceği sırada küçük yavru dile gelerek dedi ki:
- Hayır anne, hayır! Sabreyle! Rabb’im sensin deme! İmanından asla dönme. Firavun’a inanma! Benim için, ablam için, senin için, Allah’ın Cennette hazırlamış olduğu makamı görüyorum. O makamı, etrafında sana hizmet etmek için pervane gibi dönen hurileri de görüyorum.
Firavun ve orada hazır olanlar bu sözü duydular. Tevbe edeceklerine daha da hiddetlenen Firavun, 5 aylık yavruyu da hemen boğazlattı. Fakat Maşite hatun ağlamıyor, gülüyordu. Kızının gördüklerini artık o da görüyordu. Ölümünün bir an evvel gelmesini arzuluyordu. Firavun, kocasıyla beraber Maşite hatunu ve yavrusunu kaynar kazanın içine attı. Fakat kini hâlâ yatışmamıştı.

23.04.2021 - 05:42