RESULULLAHIN SEVGİSİNDE YOK OLAN, EBU BEKR-İ SIDDIK... Aşkın mektebi

RESULULLAHIN SEVGİSİNDE YOK OLAN, EBU BEKR-İ SIDDIK... Aşkın mektebi

Sıddîk-ı ekber her an için Peygamberin emrinde yaşar. Öyle ki O güzelin her zaman yanında, en büyük yardımcısı olur. Sevgilisi uğrunda nice çilelere göğüs gerer...

Resulullah aleyhisselamın pak halifesi... (Göğsümdeki marifetlerin, bilgilerin hepsini, Ebu Bekir’in göğsüne akıttım.) hadis-i şerifi büyüklüğünü ifade etmek için aslında yeter... Zaten büyüklüklerini anlatmak ne haddimize... Fakat feyzlerinden istifade etmek için bazı bilgiler de vermek elzem...
Ebu Bekr-i Sıddık radıyallahü anh Fil vak’asından sonra, m. 573 yılında dünyâya geliyorlar... 38 yaşında Müslüman olmakla şerefleniyorlar... Müslüman olur olmaz ilk sözleri, "Ya Resulallah, beni seven, beni dinleyecek altı arkadaşım daha var. Hemen getireyim, onlar da bu imana kavuşsunlar" oluyor...
Müslüman olmadan önce de âlemlerin efendisiyle yakın arkadaşlar... Büyük ve çok zengin bir tüccar... Efendimiz, hazret-i Hatice annemizle evlenmek üzeredirler... Annemizin kulağına, Kureyş'in uğursuz müşrik ağızlarının sözleri geliyor... "Şöhretli hâlinle malı olmayan biriyle evleniyorsun"... Çok üzülüyor ve Allah'ın Resulüne haber gönderiyor annemiz, "Bir parça çeyizlik gönderin, ben onu çoğaltırım. Şu kötüleyenleri defedelim..."

KİME GİTMELİ
Allah'ın sevgilisi üzgün hâlde vefalı arkadaşı Ebu Bekr'in dükkânına gidiyorlar. Sahne çok hüzünlü... Şöyle... Ebu Bekr-i Sıddık hazretleri dükkânından dışarı bakarken, O nur güneşinin yaklaştığını görüyor... Kalbindeki sevgi coşkulu bir deryaya dönüşüyor ve içinden, "Eğer benim dükkânıma teşrif ederlerse her ne isterse vereceğim..." isteği geçiyor...
Kainatın yaradılış hikmeti dükkândan içeri giriyor ve üzüntülü bir şekilde bir köşeye oturuyorlar...
- Ya Muhammedül-emîn niçin üzüntülüsün... Babam, anam sana feda olsun...
Efendimiz durumu anlatıyorlar...
Allah'ın Habibini sevindirmeye bakınız, "Şam ticaretinden yetmiş devem geldi. Üzerindeki yükleriyle beraber size hediye ettim..."
Sevgili Peygamberimiz sevinerek develeri yükleriyle beraber teslim alırlar... Bu arada pak dostunun başka bir düşüncesi daha vardır. Kendisi de develeri süsleyecek ipekli ve renkli örtüler temin etmeye koşturur. Ve getirerek develeri bir güzel süslerler... Tam o kem sözlülerin mahallelerinden dolaştırarak, hazret-i Hatice'nin evine götürürler... Bir yandan da tellallar bağırır, "Bu hazret-i Hatice’nin çeyizidir. Muhammedül-emîn getirmişdir..."
Dedikodu edenler şimdi itiraf ederler; "Mekke Mekke olalı, böyle çeyiz görmedi..."
Sıddîk-ı ekber artık her an için Peygamberin emrinde yaşar. Öyle ki O güzelin her zaman yanında, en büyük yardımcısı olur. Sevgilisi uğrunda nice çilelere göğüs gerer.

CANI SEVGİLİYE FEDA
Bir gün müşrikler, toplanırlar ve Peygamber efendimizin aleyhinde atıp tutmaya başlarlar. O sırada Resulullah efendimiz de orayı teşrif ederler. Müşrikler, hemen Allahü teâlânın Habîbinin üzerine saldırırlar. İçlerinde en bedbaht olanlardan Ukbe bin Mu’ayt, Sevgili Peygamberimizin mübârek yakasına yapışır. Mübârek boynunu nefes alamayacak kadar sıkar.
O anda oraya gelen Hazret-i Ebu Bekr; “Rabb’im Allah’dır diyen bir kimseyi öldürecek misiniz? Size Rabbülâlemînden âyet getirdi...” diye bağırarak, Resulullah’ı korumak için aralarına dalar. Müşrikler, Sevgili Peygamberimizi bırakıp, Ebu Bekr-i Sıddık’a saldırırlar. Mübârek başına yumruk ve tekme ile vururlar. Utbe bin Rebîa denilen bedbaht, mübareğin yüzüne ayakkabılarıyla vurur ve kan içinde bırakır...
Kabilesinden insanlar koşturup gelerek hazret-i Sıddık'ı müşriklerin ellerinden alırlar. Bir çarşafa koyarak evine götürürler. Döner müşrikleri tehdit ederler, "“Eğer Ebu Bekr ölecek olursa, yemin olsun ki biz de Utbe’yi öldürürüz!” derler...
Bayılan büyük sahabi geceye doğru kendisine gelebilir... O güzel gözlerini açar, başında annesi Ümm-ül Hayr vardır... Oğlu için ağlıyordur...
Aşkın mektebinin ilk sözleri, - Resulullah ne yapıyor? O, ne hâldedir? O’na da dil uzatmışlar, hakaret etmişlerdi...
Kendi canından geçip, sevgilisi için çırpınan kalbin sahibine rahmetler olsun...
(devamı yarın)

 

01.05.2021 - 06:38