12.02.2019 06:53
Yedi kişiden biri vazgeçti

TÜRKÖK bin kişiye şifa oldu. Gönüllü bağışçı havuzu 350 bin kişiye ulaştı. Hedef 500 bin kişi.

ZİYNETİ KOCABIYIK

TÜRKÖK’ün kardeşten verici bulamayan kemik iliği hastaları için bir umut olduğunu söyleyen 2. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi Başkanı ve  İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Erkurt, 2019 Ocak ayı itibari ile gönüllü bağışçı havuzunda 350 bin kişiye ulaşıldığını ve bugüne kadar 1.000’in üzerinde nakil yapıldığını bildirdi. TÜRKÖK’te hedefin 500 bin bağışçı sayısına ulaşmak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erkurt, sadece üç tüp kan vererek bağışçı olunabileceğini hatırlatarak, “Ancak kişiler bu konuda iyice bilgilendikten sonra standart olarak gönüllü bağışçı olmalı. Gönüllü verici olmak için kan verenlerin yedide biri vazgeçiyor. Vazgeçenlerin büyük bir bölümü kişiler üzerinden yapılan birtakım kampanyalardan etkilenerek duygusal sebeplerle gönüllü verici olanlar” dedi. Gönüllü bağışçı olmaktan kişileri alıkoyan en önemli etkenin yanlış bilgilenme ve toplumsal mitler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erkurt, “Toplumda hala kemik iliğinin cerrahi operasyonla, kişinin belinden alındığı sanılıyor. Oysa kök hücre toplamak zor bir işlem değil, kan alır gibi koldan toplanıyor. Kök hücre vermenin bağışçıya hiçbir zararı yok. Kök hücre bağışlayan kişi kan verir gibi uzanıyor ve kök hücre iki saat içinde toplanıyor. Bütün bunların bağışçıya çok iyi anlatılması gerekir. 18-50 yaş arasındaki her sağlıklı kişi kök hücre vericisi olabilir” dedi.

KANSER HABERLERİNDE UMUT DA UMUTSUZLUK DA DOZUNDA OLMALI

Bu yıl ikincisi düzenlenen Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi bünyesinde medyada kanser haberlerinin tartışıldığı bir oturum da yapıldı. Özel oturumu Prof. Dr. Fevzi Altuntaş yönetti. Türkiye gazetesinden Ziyneti Kocabıyık, Anadolu Ajansından Selma Bıyıklı Adabaş, Hürriyet gazetesinden Meltem Özgenç ve Sabah gazetesinden Tülay Canbolat’ın konuşmacı olarak yer aldıkları oturumu kongreye katılan hematologlar ilgiyle takip ettiler. Medya mensuplarının kanserle ilgili haberleri verirken umut ve umutsuzluk dengesini çok iyi kurmaları gerektiğini söyleyen Ziyneti Kocabıyık “Seçilen kelimelerin özenli olması gerekir. Uzun zaman kanseri simgeleyen ‘amansız hastalık’ tanımlaması şükür ki artık yok” dedi. 

 

YORUMLAR