12.03.2019 03:50
Gelecek akıllı şehirde

Bir yanda yapay zekâ ve birbirileriyle konuşan makineler, diğer yanda artan nüfus ve kısıtlı kaynaklar. On-on beş yıl içerisinde hayatımıza girmesi beklenen akıllı şehirler kentsel problemlerin üstesinden gelecek çözümler sunuyor

ÖMER TEMÜR

Yapay zekâ, makine öğrenimi, dijital ikiz, nesnelerin interneti, robotik teknoloijilar yaşadığımız dünyayı dönüştürüyor. Günlük hayatın her noktasına entegre olan bu teknolojiler “Yeni Dijital Dünya”yı da kaçınılmaz hale getirmiş durumda. IDC’nin “Worldwide Semiannual Artificial Intelligence Systems Spending Guide” araştırmasına göre; 2021 yılına gelindiğinde yapay zekaya 52,2 milyar dolar değerinde bir harcama yapılacak. Gartner tarafından hazırlanan “Leading IoT, Gartner Insights on How to Lead In A Connected World” raporuna göre ise; 2020 yılına gelindiğinde 20 milyardan fazla cihaz, nesnelerin interneti teknolojisi sayesinde birbirine bağlı olacak. Yapay zekâ ve nesnelerin internetinin odağında olduğu bu dönüşüm akıllı şehirleri de zorunlu kılıyor. Çünkü bir tarafta artan nüfus ve kıt kaynaklar diğer tarafta ise şehirle alakalı problemlerin üstesinden gelebilecek teknolojilere sahibiz.

TÜRKİYE KENDİ PLANINI HAZIRLADI
Bugün Türkiye de dâhil olmak üzere birçok ülkede, akıllı şehirler hakkında stratejik planlar hazırlandığına dikkat çeken Microsoft Kamu Sektörü ve Yatırımlarından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve Türkiye Bilişim Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Erdem Erkul “Yapılan araştırmalara göre 2050 yılı itibarıyla dünya nüfusunun yüzde 75’i şehirlerde yaşayacak. An itibarıyla kaynak ve mahallî hizmetlerin yönetimi konusunda sıkıntı yaşayan ve çevre kirliliğiyle mücadele etmek durumunda olan günümüz şehirlerinin akılcı sürdürülebilirlik çözümlerine muhtaç oldukları bariz şekilde görülüyor. Ben akıllı şehirleri şu sorunun bir cevabı olarak görüyorum: Günümüzde büyük veri, nesnelerin interneti, yapay zekâ gibi yeni gelişen teknolojilerin şehirlerimize nasıl bir yansıması olacak? İşte bunun cevabı: Akıllı Şehirler. İnovasyonun, elimizdeki teknolojik imkânların nasıl hayata geçirileceğine dair üretilen fikirler olmasından yola çıkarak, akıllı şehir uygulamalarının bir fikir yarışı haline geldiğini söyleyebiliriz. Akıllı şehirler konsepti çerçevesinde geliştirilebilecek o kadar çok yeni uygulama var ki, herhangi bir inovatif düşünce bir anda gerçeğe dönüşebilir” dedi.
Akıllı şehirlerin 10-15 sene içerisinde tamamen hayatımıza girmeye başlayacağını belirten Erkul “Akıllı şehirlerin birincil amacı büyüyen şehirlerin sürdürülebilirliğini sağlamak ve vatandaşların hayatını kolaylaştırmaktır. Günümüzde bu doğrultudaki uygulamaların gitgide yaygınlaştığını görüyoruz. Mesela Barselona şu ana kadar teknolojiyi kullanarak sevkiyat hizmetini geliştirmeyi ve çalışanların verimliliğini artırmayı amaçlayan pek çok uygulama geliştirdi. Bu çözümler Microsoft desteğiyle Barselona Konseyi tarafından halka sunuldu. Polislerin ve itfaiyecilerin daha rahat iletişim kurabilmesi adına çalışmalar yapıldı. 1,4 milyon kişiye ev sahipliği yapan Yeni Zelanda da akıllı şehir olmak için adım attı. 25 yıl içinde nüfusunun iki kat artmasını bekleyen bu ülke, bu hıza uyum sağlamak için yeni bir teknoloji geliştirdi. Yeni Zelanda’nın en büyük şehirlerinden Auckland, dünya standartlarında bir vatandaş hizmeti sağlamak amacıyla stratejik yol haritaları geliştirdi. Bu dönüşüm sayesinde nerede nasıl bir kaza var görebiliyorsunuz. Başka bir akıllı şehir uygulaması Londra’da karşımıza çıkıyor. Müşteri hizmetini geliştirmek ve teleferik sistemini işletmek için Londra Ulaşım Birliği tarafından Microsoft iş birliği ile bir çözüm geliştirildi” diye konuştu.
Erkul vatandaş odaklı bu dönüşümün Türkiye’de de başladığını ifade ederek şöyle devam etti: Türkiye’de çok hızlı bir şehirleşme söz konusu. Nüfus yoğunluğu sebebiyle ortaya çıkan çevresel problemlere karşılık olarak akıllı şehirler, tabiatı koruyan şehirler de olmalı. Karbon emisyonlarını azaltmak ve enerji kullanımını kontrol altına almak da tabiatı korumak adına çok önemli. Türkiye’nin akıllı şehir çalışmalarında küresel düşünmesi ve yerel durumu göz önünde bulundurarak ilerlemesi en iyisi olacaktır, yani çalışmalar vatandaş odaklı olmalıdır. Vatandaş odaklı bu adımlar atılırken öncelikle hayat alanlarımızdan yani evlerimizden, iş yerlerimizden başlayabiliriz.

TASARRUFLU VE GÜVENLİ ŞEHİRLER
¥ Akıllı şehirler asayiş vakalarını yüzde 30- yüzde 40 oranında azaltıyor.
¥ Trafik ışığı optimizasyonuyla acil durum personelinin müdahale süresi %20-%35 oranında kısalıyor.
¥ Şehrin sera gazı salınımı %10 ila %15 oranında düşüyor.
¥ Şehrin su tüketimi %20 ila %30 oranında azalıyor.
¥ Şehrin ürettiği katı atık miktarı %10 ila %20 oranında azalıyor
¥ Trafikte geçirilen ortalama süre 30 dakikaya kadar azalıyor.
¥ Mikrobik ve viral salgınların önüne geçiliyor.

YORUMLAR