Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Abdullah bin Ömer (radıyallahü anh), hayrı hasenâtı, köle âzât etmeyi çok severdi.
Her işini Allah için yapardı.
Yüzüğünün taşında;
“Abedellahe lillah" yazılıydı.
Mânâsı şu idi:
“Allah’a, Allah için ibâdet etti."
Dünyâyı hiç sevmezdi.
Nitekim Câbir bin Abdullah;
"Hazret-i Ömer ve oğlu Abdullah’tan başka, içimizde dünyâya meyli olmayan kimse yoktur" derdi.
● ● ●
İmâm-ı Nâfî, bu zâtın âzâtlısıdır.
Onu, on bin dirheme satın alıp;
“Seni Allah için âzât ettim" dedi.
Bir kölesini ibâdette görseydi.
Onu, hemen âzât ederdi.
Bâzıları Ona derlerdi ki:
"Onlar hâlis ibâdet yapmıyorlar.
Böyle görünüp seni aldatıyorlar!"
O cevâben derdi ki:
"Hayır için aldanmak da iyidir."
Âzâtlısı olan İmâm-ı Nâfî;
“Abdullah bin Ömer, (bin) kişi âzât etmedikçe ruhunu teslîm etmedi" demiştir.
Yine o anlatıyor ki:
“Çok az yemek yerdi.
Ayda bir kez et yiyordu.
Bir de misâfir geldiğinde.
Veyâ Ramazân-ı şerîfte.
Bir şeyi, biraz fazla sevseydi.
Onu, hemen bir fakîre verirdi.
Üstelik de çok sevinirdi.
Velhâsıl bu büyük sahâbî,
“Sevdiğiniz şeyleri vermedikçe, iyiler derecesine erişemezsiniz” âyet-i celîlesiyle amel ederdi...