Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Abdullah bin Süheyl (radıyallahü anh), Müslümanlığını gizlediyse de, babası bunu fark edip onu hapsetti.
Ve çok işkenceler yaptı.
O ise çâresizdi.
Efendimiz Medîne'ye hicret ettiler.
O ise Mekke'de kaldı.
Resûlullah Efendimiz ve Müslümanlar, Medîne'de bir araya gelmişlerdi ve güçleniyorlardı.
Müşriklerse huzursuzdu.
Bunu hazmedemiyorlardı.
Bir an önce Müslümanları ve İslâmiyeti yok etmek istiyorlardı.
Bunun için (savaşalım) dediler.
Ve Bedir cengine hazırlandılar.
Hem, büyük bir intikâm hırsıyla!
İşte bu, onun işine yaradı.
Evet, bedeni müşriklerleydi.
Ama rûhu, Resûlullah ileydi.
Küfür ordusunda olmak istemiyordu.
Resûlullaha kavuşmak istiyordu.
Bunun için de başka çâre yoktu.
Sabırsızlıkla o günü bekledi.
Ve küfür ordusu ile Bedir'e geldi.
Müslümanlardan kat kat fazla idiler.
Küfür ordusu Bedir’deki yerini aldı.
Teke tek vuruşmalar bitti.
Ve iki ordu birbirine girdi.
Savaş giderek kızışmıştı!
İşte tam vaktiydi.
İslâm saflarına geçebilirdi artık.
Ve geçti de.
Hayâli, hakîkat olmuştu.
O, şimdi müşriklerin içinde değildi.
Müslümanlarla berâberdi.
Hattâ Resûlullahın yanındaydı.
Onunla omuz omuza savaşıyordu!
Bu, ne büyük bir nîmetti.
Ne üstün saadetti yâ Rabbî!