Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Emîr Sultân hazretlerinin babası, Seyyid Alî isminde hâl ehli bir kimse idi.
Herkese yardım ederdi.
Bu hâliyle meşhurdu o devirde.
Her gün ormana giderdi.
Odun keser, onları yüklenirdi.
Ve köye getirip fakirlere dağıtırdı.
Bir gün, yine bir yük odunu aldı.
Ve gidip bir evin kapısını çaldı:
“Odun ister misin anne?”
“Sağol evlâdım, bu gecelik var.”
Öbürünü çaldı:
“Odununuz var mı bacı?”
“Var komşu, olmayana verseniz.”
Çok da yorulmuştu.
Çöktü bir gölgeliğe.
O esnâda hanımı çıkageldi.
Bir sepet hurmayı önüne koyup;
“Bunları talebeniz verdi” dedi
Seyyid Alî;
“Niçin kabul ettin hanım? Biliyorsun, evimizde hurma var. Git bunları fakîrlere dağıt” dedi.
O da, “Peki bey” dedi.
Ve kapı kapı dolaştı.
“Hurma ister misiniz kızım?”
“Sağol teyze, hurmamız var.”
Başka kapıyı çaldı:
“Şu hurmayı alır mısınız?”
“Allah râzı olsun, bu gecelik var.”
Hiç kimse almadı.
Eve dönüp söyledi beyine.
Seyyid Alî, kaldırdı ellerini.
“Yâ Rabbî, bize bir oğul ver ki, bir ömür boyu hizmet etsin senin kullarına!” diye yalvardı.
Hanımı da “Âmin” dedi.
Duâsı kabul oldu.
Rabbimiz, onlara bir oğul ihsân etti.
Büyüyünce, Emîr Sultân oldu.
Ve ömür boyu hizmet etti insanlara...