Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Bir Hristiyân râhip, Bursa’da bir dağda mağarada yaşıyordu.
Emîr Sultân hazretleri Bursa’ya geldiğinde, mağaradan çıktı.
Ve bu büyük velîye gelip;
“Safâ geldin yâ Emîr!” dedi.
Emîr Sultan sordu:
“Benim ismimi nereden bilirsin?”
“Rüyâda öğrendim.”
“Kimden öğrendin?”
“Senin, büyük ceddinden.
O Resûl haber verdi bana.”
“Öyleyse niçin îmân etmezsin?”
“Ben, o büyük Peygamberin huzûrunda îmân ettim” dedi.
Ve ayrılıp gitti...
● ● ●
Bayezid Hân, Bursa’da Ulucâmi'yi yaptırmaya karar vermişti. Ancak o arsada bir (ev) vardı.
Yaşlı bir kadıncağızın eviydi.
Ama satmıyordu evini Sultân'a.
Bayezid Hân çâresizdi.
Vaziyeti Emîr Sultân'a anlatıp;
“Himmetinize muhtâcız” dedi.
Emîr Sultân duâ etti.
O gece, rüyâ gördü kadın.
Şöyle ki, kıyâmet kopmuş.
Halk, mahşerde toplanmıştı.
Hesapları görülmüştü.
Müslümanlar Cennete gitmişlerdi.
Sâdece o kalmıştı meydanda.
Melekler sordular ona:
“Cennete gitmek ister misin?”
“Elbette isterim!” dedi.
“Öyleyse sat evini Sultân'a.
Bırak inat etmeyi!” dediler.
O anda uyandı.
Koştu hemen Sultân'a.
“Evim, senindir” dedi.
Para da istemiyorum!”