Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Emîr Sultân hazretlerinin çok talebesi vardı.
Bunların da çoğu fakirdi.
Geçimlerini kendisi sağlardı.
Uzak yerlerdeki talebeleri, her hafta sonu gelir ve ihtiyaçları kadar parayı alıp giderlerdi.
Yine bir talebesi gelmişti.
Mübârek zât sordu:
“Kardeşlerimiz nasıllar?”
“İyiler, zât-ı âlinize duâcıdırlar.”
“Pekâlâ” dedi.
Ve ona, bir (akçe) verip;
“Arkadaşlarına selâm söyle. Bu bir akçeyi iyi muhâfaza edin. Biz dünyâda olduğumuz müddetçe bu size yeter. Kimseden de bir şey istemeyin!”  buyurdu.
Genç talebe;
“Başüstüne” dedi.
Ve ellerini öpüp ayrıldı.
Dönünce gençler sordular:
“Hocamız nasıllar?”
Dedi ki: “Çok iyiler.”
“Bir şey buyurdular mı?”
O talebe, Emîr Sultân’ın verdiği o bir akçeyi cebinden çıkardı ve onlara gösterip dedi ki:
Şu akçeyi gönderdiler. Sonra da buyurdular ki:
“Bu, öyle bereketli akçedir ki, ne kadar harcasanız tükenmez. Her ihtiyâcınızı bu akçeyle alın. Ben hayâtta oldukça bu akçe bitmez.”
Hepsi de çok sevindi.
Ve yüzleri güldü.
Her şeyi o akçeyle alıyorlardı.
Yine de tükenmiyordu.
Vaktâ ki Emîr Sultân vefât etti.
O zaman tükendi...