Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Emîr Sultân hazretlerinin bir talebesi şöyle anlatıyor:
Bir bahçemiz vardı.
Kavun karpuz ekiyorduk.
Ama yetişmiyordu.
Bir gün bostanda oturuyordum.
At üzerinde bir zât gördüm.
Yeşil elbiseliydi.
Ve çok sevimliydi. Yanıma gelip;
“Bana, bir miktar kavun ve karpuz çekirdeği getir” dedi.
Bir avuç getirip, arz ettim.
Onları alıp, bizim tarlaya saçtı.
Tohumlar, bir anda olgunlaştı.
Tarla, kavun karpuzla doldu.
Ben, hayret içindeydim.
“Bana bir karpuz getir!’ dedi.
Koparıp götürdüm.
Karpuzu ikiye böldü.
Ve yarısını yedi.
Kalanını da bana verip;
“Bunu babana götür. Beni merak ederse, ismim Emîr Sultân, yerim Bursa’dır. Sizleri Bursa’ya bekliyorum” dedi.
Ve gözden kayboldu.
Az sonra babam geldi.
Bostanı görünce şaşırdı.
Ve bana sordu ki:
“Bu tarlaya Hızır mı geldi?”
Ben de olanları anlattım.
Babam çok merak etti.
“Peki, kimmiş bu zât?” dedi.
“Adı Emîr Sultân’mış.
Sana selâm söyledi.”
Ayrıca; (İkinizi de Bursa’ya bekliyorum) deyip gözden kayboldu dedim.
Babam; “Emri olur” dedi.
Hemen Bursa’ya gittik.
Ve sohbetiyle şereflendik...