Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Emîr Sultân hazretlerinin bir talebesi şöyle anlatıyor:
Hocam, bir gün bana;
“Balıkesîr'de falan câmide, îtikadı bozuk bir imâm var. Git, onu ikaz eyle” buyurdu.
“Başüstüne” dedim.
Sonra da, içimden;
“Yolda ne ile meşgul olayım” diye sormayı düşündüm.
Düşüncemi anladı.
Ve kendi tesbîhini uzatıp;
“Yol boyunca zikirle meşgûl ol” buyurdu.
Alıp koydum cebime.
Ama korku düştü içime!
“Ya kaybedersem” diyordum.
Balıkesir'e vardım.
O imâmla görüşüp ayrıldım.
Akşam vakti, bir derenin kenarında abdest alıyordum.
Ayağım kumlardan kaydı.
Ve tesbîhi düşürdüm elimden.
Çok aradım, bulamadım.
Çok da üzüldüm, hattâ ağladım!
Hocamın tesbîhiydi çünkü.
Gidince ne diyecektim?
O üzüntüyle Bursa’ya döndüm.
Ve huzûruna girdim.
Hocam, bana sordu:
“Yolculuk nasıl geçti oğlum?”
Ben cevâben;
“İyi geçti efendim, ancak derede abdest alırken tesbîhi suya düşürdüm” dedim.
Mübârek gülümseyip;
“Biz de seninleydik, ama biz onu düşürmedik” buyurdu.
O tesbîhi cebinden çıkardı.
Ve bana uzatıp;
“Al, ömür boyu kullan” buyurdu.