Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Cebrâil aleyhisselâm, bir gün hazret-i Ebû Bekir'in Resûlullaha olan sevgisini ölçmek istedi.
Bunun için âmâ şekline girdi.
Oturdu onun yolunun üzerine.
Hazret-i Sıddîk da evden çıktı.
Az sonra bir âmâ gördü.
Oturmuş; "Yâ İlâhî, Resûlünün aşkı için, kim bana bir şey verirse, onu azîz et" diyordu.
Cübbesini çıkardı.
Ve o âmâya verip;
“Bir daha söyle" dedi.
Hazret-i Cibrîl duâyı tekrar etti.
O da gömleğini çıkarıp verdi.
Ve “Yine söyle" dedi.
Hazret-i Cebrâil tekrar etti.
O, pabuçlarını da ona verdi.
Ve öylece eve gitti.
Cebrâil aleyhisselâm, aldığı bu şeyleri götürüp Resûlullah Efendimizin önüne koydu.
Efendimiz sordular:
"Yâ Cibrîl, bunlar kimindir?"
"Ebû Bekir'indir yâ Resûlallah!”
"Peki, niçin aldın?"
"Âmâ şekline girip yolu üzerine oturdum ve senin aşkın için bir şey istedim. O da bunları verdi."
Efendimiz, Sıddîk’ı çağırıp;
"Yâ Ebâ Bekir, bu giyecekler seninmiş" buyurdular.
O, bunlara bakıp dedi ki:
“Yâ Resûlallah, ben bunları bir âmâya vermiştim."
Buyurdular ki:
"O âmâ dediğin, Cebrâil'di.
Yâ Ebâ Bekir, bunlar senin!”
Arz etti ki:
"Ben bunları, Allah için vermiştim.
Şimdi geri alamam yâ Resûlallah.”