Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Bedir Harbi’nin gecesinde Efendimiz Eshâba, harpte hangi usûlü tâkip edeceklerini sordu.
Hazret-i Âsım kalktı.
Eline okunu aldı ve;
"Kureyş bize yüz metre kadar yaklaşırsa ok fırlatırız. Taş atacak mesâfeye gelince taş atarız. Mızrak menziline girince mızrak fırlatırız. Kılıç menzilinde kılıç vururuz!" dedi.
Efendimiz beğendi.
Ve Eshâba dönüp buyurdu ki:
“Âsım'ın dediği gibi yapacağız!"
Bedir Harbi bu şekilde yapıldı.
Ve zaferle netîcelendi.
Ukbe bin Muayt kâfiri de, Mekke'de Efendimizi boğmaya kalkışan bir mel’undu.
Efendimiz Medîne'ye hicret edince, bu müşrik bunu işitti.
Ve düşmanlığından;
"Ey Kusvâ'nın binicisi Muhammed! Bizden uzaklaştın. Fakat pek yakında beni atlı olarak karşında göreceksin. Mızrağımı senin kanınla sulayacağım" dedi.
O Server bunu işitti.
Ve ellerini kaldırıp;
"Allahım! Onu yüzükoyun, burnunun üzerine yere düşür!" diyerek duâ etti.
Ukbe bin Ebî Muayt, Bedir'de Kureyş'in yenildiğini anlayınca kaçmak istemişti.
Atına atlayıp, hızla sürdü.
Fakat hayvan bir milim gitmedi.
O kâfiri hızla yere çarptı.
Mel’ûn, burnu üzerine yere çakıldı.
Ve geberip Cehenneme gitti.