Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Hâfız Osmân Bedreddîn, hocasının dergâhına geleli on gün olmuştu, hocası seslendi ona:
“Hâfız kurbân!”
“Buyurun hocam.”
“Misâfirlik üç gündür. Haydi hizmete başla artık. Bizim bir bostanımız var. Onu sulama sırası sende!”
Hâfız Osmân;
“Başüstüne efendim” dedi.
Ve çıkıp bostana gitti.
Baktı ki, havuz (su) ile dolu.
Suyu salıp başladı sulamaya.
Ama henüz bir evlek bile sulanmamıştı ki, su tükendi.
Hemen koşup arz etti:
“Hocam, havuzun suyu bitti.”
O, gülümseyip buyurdu ki:
“Bitmemiştir Hâfız kurbân.
Haydi git gören gözle bak!”
Ayrılıp havuza koştu.
Baktı ki, havuz su ile dolu.
Hem de ağzına kadar.
Sulamayı bitirip döndü dergâha.
İkindi vakti hocası seslendi yine:
“Hâfız kurbân!”
“Buyurun hocam.”
“Bostana git de, biraz patlıcan topla getir! Zîrâ yârın çok misâfirimiz gelecek.”
Hâfız Osmân;
“Başüstüne efendim” dedi.
Ve koştu bostana.
Baktı ki patlıcanlar olmamış.
Geri gelip arz etti ki:
“Patlıcanlar henüz olmamış.”
Hocası buyurdu ki:
“Hâfız!.. Patlıcanlar olmuş.
Haydi git gören gözle bak”
Hâfız Osmân koştu bostana.
Gördü ki, patlıcanlar olmuş!..