Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

 
Bir kâfir ölüp kabre girdiğinde, çirkin elbiseli biri gelir yanına.
Onu görüp iğrenir.
Fenâ hâlde bunalır.
Ve o kişiye;
“Sen de kimsin?” der.
O kimse de;
“Ben, senin dünyâdayken yaptığın çirkin ve fenâ amellerinim. Sen, Allah'a inanmaz, Onun Peygamberini tanımaz ve Müslümanları sevmezdin. İşte bugün Allahü teâlâ, bu küfrünün cezâsını sana çektirecek!” der.
Sonra bir melek gelir.
Hem kördür, hem de sağır.
Aynı zamanda dilsizdir.
Bu melek, eline demirden bir tokmak alır.
Öyle ki, bütün insanlar toplansa, onu yerinden kaldıramazlar.
Dağlara vurulsa kül eder.
Bununla ona vurur!
Kâfir, ölür ve tekrar dirilir.
Melek, yine şiddetle vurur!
O, tekrar ölüp dirilir.
Ve öyle bağırır, öyle feryât eder ki, insan ve cinden başka yeryüzündeki bütün canlılar onun bağırmasını işitirler!
Sonra bir melek gelir.
Ve diğerlerine dönüp;
“Bunun mezarına, ateşten iki demir levha getirin ve kabrinden Cehenneme bir kapı açın!” der.
O şeyleri getirirler.
Ve kabrine döşerler.
Sonra bu kabirden Cehenneme bir kapı açarlar.