Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Seyyid Fehîm hazretleri genç idi.
Seyyid Tâhâ hazretlerini gördü.
Görür görmez hayrân oldu.
O da genç Fehîm'i sevdi ve;
“Sen kâbiliyetli ve zekî bir talebesin. Mutavvel kitâbını okumalısın” buyurdu.
Genç Fehîm arz etti ki:
“Benim kitâbım yok efendim.”
“Benimkini veririm” buyurdu.
Ve kendi kitâbını ona verip;
“Muş'un Âbirî köyünde bir âlim var. Ona git. Onunla oku bu kitâbı. Bir müşkülün olursa beni düşün!” buyurdu.
Seyyid Fehîm;
“Başüstüne” deyip o âlime gitti.
O âlim, Molla Resûl idi.
Okumaya başladılar.
Bir yere gelince Molla Resûl durdu.
Anlamamıştı bir cümleyi.
O düşünürken, genç Fehîm hâtırladı hocasının tembîhini.
Gözlerini yumup onu düşündü.
Gördü ki, önünde oturuyor.
Ve Mutavvel kitâbını okuyor.
Hem de o sayfayı ve o cümleyi.
Açtı gözlerini.
Ondan öğrendiği gibi okudu cümleyi.
Molla Resûl çok şaşırıp;
“İşte, şimdi oldu” dedi.
Ve genç Fehîm'e sordu ki:
“Bu, senin işin değil, nasıl bildin?”
“Hocamdan kalp yoluyla” dedi.
“Kim senin hocan?”
“Seyyid Tâhâ hazretleri.”
“Onu ben de görmeliyim?” dedi.
Ve birlikte Nehri'ye geldiler.
Seyyid Tâhâ hazretleri yanındakine;
“Molla Fehîm geliyor” buyurdu.
"Hem dahî güzel bir hediye ile...”