Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Abdullah adında Arvaslı biri anlatır:
Hac için Arvas'tan çıktım bir sene.
Mekke'ye vardım.
Ve haccımı edâ ettim.
Ama o gün bütün paramı kaybettim.
Geri dönemiyordum.
Dertli dertli dolaşırken, yeşil bir bahçe gördüm ileride.
Ortasında bir de câmi vardı.
Kendi kendime;
“Mekke'de böyle bir yer yoktu. Rüyâ mı görüyorum, yoksa hayâl mi bunlar” dedim.
O ara birine rastladım.
Bana bakıp sordu ki:
“Sen nerelisin arkadaş?”
“Arvaslıyım” dedim.
“Burayı mı merak ettin?”
“Evet.”
“Burası, evliyâlara mahsus bir makâmdır. Cumâ günleri velîler burada toplanır ve ikindi namazını cemâatle kılarlar” dedi.
Sordum hemen:
“İmâmları kimdir?”
“Seyyid Fehîm’dir” dedi.
Sevinip bekledim.
Grup grup geldi velîler.
Câmi dolunca Seyyid Fehîm hazretleri teşrîf etti nihâyet.
Elini öpüp derdimi arz ettim.
Buyurdu ki:
“İfşâ etmezsen olur.”
“Söz veriyorum” dedim.
“Pekâlâ, yum gözlerini!” buyurdu
Yumdum.
Açtığımda kendimi Arvas'ta buldum.
Hemen Seyyid Fehîm'e koştum.
Elini öpüp oturdum.
Bana buyurdu ki:
“Dediğimi unutma sakın!”