Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Gürpınar'da Hacı Alî adında, Seyyid Fehîm hazretlerini çok seven biri vardı.
Bir gün, Van'dan çıktı.
Köyüne gidiyordu.
Yolda ıssız bir yere vardı.
Ve bir hasmıyla karşılaştı.
Adam, davrandı tüfeğine.
Hacı Alî, bu hasmına; “Dur, çekme tetiği, konuşup anlaşalım. Bu husûmet bitsin, barışalım!” diye bağırdı.
Ama adam kararlıydı.
Peş peşe bastı tetiğe.
Fakat o da ne?
Ateş almadı tüfek.
Bir daha bastı, yine çıt yok.
Ne ses çıkıyordu tüfekten.
Ne de bir mermi.
Baktı, mermiler yoktu yerinde.
Kendi kendine;
"Mermiler yuvalarında yok. Nereye gidebilirler?" dedi.
Ve öfkeyle ayrıldı oradan!
Hacı Alî Efendi de, bir şey anlamadı.
O da geri dönüp Arvas'a vardı.
Seyyid Fehîm hazretlerine geldi.
Mübârek, namaz kılıyordu.
Selâm verince sordu:
“Hacı Alî, korktun mu o dağda?”
“Evet efendim, çok korktum” dedi.
Kaldırdı seccâdenin ucunu.
Fişekleri çıkarıp;
“Al şunları, o adama götür ver. Zîrâ kul hakkıdır, üstümüzde kalmasın” buyurdu.
Hacı Alî “Peki efendim” dedi.
O beş fişeği götürüp verdi adama.
O da çok duygulandı!
Tövbe etti yaptığına.
Ve talebe oldu bu Allah adamına...