Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Seyyid Fehîm hazretlerinin bir talebesi anlatıyor:
Bir gün çıktım köyümden.
Arvas'a gidiyordum.
İki köy arasında bir dere vardı.
Herkes o dereden geçip giderdi.
Ben Arvas'a gidiyordum.
Biri de Arvas'tan geliyordu.
Derken karşılaştık.
Ve selâm verdik birbirimize.
Yanında hanımı da vardı.
Genç ve güzel bir kadındı.
Şeytan bana vesvese verdi ki;
“Dön bak şu güzel kadına!”
Şeytana aldandım.
Ve dönüp baktım.
Ama arkadan bakmıştım.
Yüzünü görmedim.
Nihâyet vardım Arvas'a.
Seyyid Fehîm hazretlerine gittim.
Beni görür görmez buyurdu ki:
“Müslüman harama bakmaz.
Velev ki, arkadan olsa bile!”
● ● ●
Seyyid Fehîm hazretleri heybetliydi
Sevimli, nurlu ve vakar sâhibiydi.
Gölgesini gören;
“Bu, Allahın velîsidir" derdi.
Her ilimde mâhirdi.
Tefsîrde ve hadîste.
Fıkıh ve tasavvufta.
Hattâ sanat, zirâat ve siyâsette.
Van vâlisi, ona sorardı çözülmez zannettiği meseleleri. Hükümdar olsaydı, onun gibi bir hükümdar olamazdı.
Ömründe cemâatsiz namaz kılmamış, bir tek teheccüdü kaçırmamıştır.
Bin âlimin yanında o kıymetliydi.
Bin güzelin yanında o en güzeldi.