Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Seyyid Fehîm hazretleri, kendi üstâdı olan Seyyid Tâhâ hazretlerini çok severdi.
Öyle ki, fazlası mümkün değildi.
Her edindiği şeyi ondan bilirdi.
Bir gün hocası, Mektûbât kitâbından mektuplar okuyordu.
Ve okuduğunu îzâh ediyordu.
Derken bir mektup daha açtı.
Cemaate o mektubu okuyordu.
Mürşidi kâmilden bahsediyordu.
Cemâat çok kalabalıktı.
Seyyid Fehîm de vardı.
O, en geride ayakta dinliyordu.
Hocası bir ara başını kaldırdı.
Seyyid Fehîm'i aradı.
Ve seslendi kendisine:
“Eeey Fehîm!”
Cevap verdi gerilerden:
“Buyurunuz efendim.”
Sordu hocası:
“Bu devirde mürşit var mıdır?”
Bir an bile duraklamadı.
Ânında cevap verdi.
Ve kendi üstâdını kastedip;
“Şimdi bulunan gibi hiç gelmemiştir!” deyiverdi.
Zîrâ Onu çok seviyordu.
Onu, hep yanında hissediyordu.
Ondan uzakta değildi.
Her an Onunla berâberdi.
Öyle ki, her nefes alışında, Onu görüyordu yanı başında.
Eğer bir emri olsa idi.
Tereddütsüz yerine getirirdi.
Hattâ bu konuda;
“Hocamla aramızda ateşten deniz olsa ve beni huzûruna çağırsa, hiç tereddüt etmem. Emrine uymak için o ateşe atlarım” derdi.