Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri anlatıyor:
Gençliğimde bir akşam namazını, hocam Seyyid Fehîm hazretleriyle birlikte kıldık.
O, Fâtiha okuyordu.
Ben içimden tefsir ediyordum.
Selâm verince hocam dedi ki:
“Sen müfessir misin ki tefsîre kalkıyorsun? Tefsîrle uğraşırsan helâk olursun!”
● ● ●
Seyyid Fehîm hazretlerini çok seven ve özel hizmetlerini yapan Hacı Ömer Efendi anlatıyor:
Allahü teâlâ nasip etti.
Yirmibeş sene hizmet ettim.
Mübârek yüzü çok nurluydu.
Çok da heybetliydi!
Yüzüne bakamazdım.
Ve kendi kendime derdim ki:
“Yüzünü bir defâcık görsem...”
Ve bunun için fırsat kollardım.
Bir gün odasına çağırdı beni.
Koşarak gittim.
Giderken de içimden;
“İşte tam bir fırsat” dedim.
Yüzünü iyice bir göreyim.”
Ve bakmak için kaldırdım başımı.
Fakat o da ne!
O anda vücûdu öyle büyüdü ki.
Yeri ve gökleri kapladı sanki.
Dehşete kapıldım!
Sonra eski hâlinde gördüm yine.
O anda kalbimden dedim ki:
“Bir kere daha deneyeyim.”
Bu defâ da öyle çok küçüldü ki.
Gözle görmek mümkün değildi.
O anda eski hâline geldi yine.
Hemen “Özür dilerim” dedim.
Ve bir daha teşebbüs edemedim.