Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Bir gün Çatbayır’dan bir kişi, trafik kazâsı geçirmişti.
Fenâ hâlde yaralandı!
Ama ölmedi.
Korkudan dili tutulmuştu!
Hiç konuşamıyordu.
Ama sevilen biriydi.
Onu sevenler;
“Arvas'ta Seyyid Fehîm hazretlerinin kabri var. Oraya git! Orada duâ et, inşallah şifâ bulursun” dediler.
O da çok sevindi.
Ve “Pekâlâ” dedi.
O gün Arvas'a gitti.
Bu büyük velînin kabrine vardı.
Kur’ân-ı kerîm okudu.
Ve uzun uzun duâ etti.
Rabbine yalvardı.
Duâsı ânında kabûl oldu.
Hattâ konuşarak gitti câmiye.
Bu hâdiseye çokları hayret etti.
Zîrâ beş dakîkada dili açılmıştı.
İmâmın da zihni karışmıştı.
Ve yanlış kıldırdı namazı!
● ● ●
Seyyid Fehîm henüz çocuktu.
Bir yakını ile Arvas'a gittiler.
Bir evin önünden geçiyorlardı.
O yakını, sordu küçük Fehîm'e:
“Şu evi görüyor musun?”
“Görüyorum” dedi.
O yakını dedi ki: “Bu ev, filânın evidir. Üstelik pek sağlamdır.”
Küçük Fehîm cevâben;
“O evin temelinde vakfa âit bir (taş) var. Onun için bu evin sâkinleri çok yaşamaz” dedi.
Gerçekten de öyle oldu.
Yirmi kişiydi o hâne halkı.
Birkaç sene içinde hepsi öldü.
Bir kimse kalmadı o aileden.