Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Hazret-i Alî (radıyallahü anh), yumuşak huylu olup, hiç kızmazdı.
Kamber adında bir kölesi vardı.
Severek yapardı her hizmetini.
Bir gün odasından seslendi ona:
“Kambeeer...!”
Cevap gelmedi.
Sesini daha yükseltti:
“Kambeeer!”
Yine cevap gelmedi.
Hâlbuki Kamber işitiyordu.
Bile bile cevap vermiyordu.
Hazret-i Alî merak etti.
Zîrâ biraz önce kapının önünde görmüştü kendisini.
Yedi defâ çağırmıştı.
Ama cevap alamamıştı.
Öğrenmek için dışarı çıktı.
Çıkınca, donakaldı hayretten!
Zîrâ Kamber kapının önündeydi.
Ve fütursuzca oturuyordu.
Üstelik, korkmadı onu görünce.
Hazret-i Alî sordu:
“Beni duymadın mı?”
“Duyduuum.”
“Peki niçin cevap vermedin?”
“Sizi imtihan ettim. Cevap vermeyince kızacak mısınız diye denedim sizi.”
“Peki, ya netîce?”
“Kızmayıp imtihanı kazandınız.”
Hazret-i Alî sâkindi.
“Ey Kamber! Dünyâlık şeyler için kolay kolay öfkelenmem. Ama seni bu imtihana teşvîk edeni kızdırayım da gör” dedi.
Ve ardından buyurdu ki:
“Seni âzât ettim, hürsün artık.”
Onu teşvîk eden, şeytandı.
Onu âzât edince İblîsin beli kırıldı.