Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Bir gün bir akarsu taşıp, etrâftaki ekinlere zarar vermişti.
Çoğu insan mağdur olmuştu.
Derhâl Hazret-i Alî’ye koştular.
Ve ricâ ettiler ki:
“Duâ buyurun da, su azalsın”
Hazret-i Alî “Peki” dedi.
Ve hazırlanıp çıktı evden.
Resûlullahın gömleğini giydi.
Onun sarığını başına sardı.
Onun âsâsını eline aldı.
Hasan ve Hüseyin ile birlikte o ırmağın kenarına vardı.
Elindeki asâ ile suya işâret etti.
Suyun seviyesi düştü biraz.
İkinci işârette biraz daha indi.
Üçüncüde az daha.
Nihâyet kalabalığa sordu ki:
“Bu kadar kâfi midir?”
Onlar, hep bir ağızdan;
“Kâfidir yâ Alî!” dediler.
Ve teşekkür edip dağıldılar.
● ● ●
Efendimiz, bir gün hazret-i Alî'ye;
“Yâ Alî! Seninle ben, Hârun ile Mûsâ gibiyiz” buyurdu.
Nitekim bir harbe gidiliyordu.
Efendimiz, Hazret-i Alî'ye;
“Sen Medîne'de kal” buyurdu.
O da “Başüstüne” dedi.
Münafıklar, bunu bir fırsat bilip;
“Muhammed ondan sıkıldığı için Medîne'de bıraktı” dediler.
Hazret-i Alî bunu işitti.
Derhâl Efendimize koştu.
Ve bunu Ona haber verdi.
Efendimiz, ona sevgiyle bakıp;
“Onlar yalan söylüyor yâ Alî. Sen benimle; Hârun ile Mûsâ gibi olmak istemez misin?” buyurdular.