Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Hazret-i Talha gibi Resûlullahı oklara karşı koruyan ve vücûdunu siper eden bir sahâbî de Hazret-i Ebû Dücâne idi.
Efendimizin üzerine eğiliyor.
Kendini ona siper ediyordu.
Resûlullaha atılan oklar onun sırtına çarpıp yere düşüyordu.
Azılı bir müşrik vardı.
Bu bedbaht, Efendimizi gördü.
Ve derhâl atını mahmuzladı.
Tepeden tırnağa (zırhlı) idi.
Avazı çıktığı kadar bağırıp;
“Ben, Züheyr’in oğluyum. Bana Muhammed'i gösterin. Ya onu öldürürüm, yâhut da ölürüm!” diye haykırıyordu.
Âdeta kin kusuyordu!
Müminler onu gördüler.
Ve niyetini anladılar.
Ebû Dücâne, onun sesini işitti.
Ve derhâl karşısına çıkıp; “Gel ey kâfir! Ben vücûdumla Resûlullahın vücûdunu koruyan bir kişiyim” dedi.
Sonra hızla kılıcını kaldırdı.
Kâfirin atının bacaklarına çaldı!
Müşrikin atı yere çöktü.
Ebû Dücâne kılıcını kaldırıp;
“Bu da Hareşe'nin oğlundan!” diye bağırıp kâfirin başına çaldı.
Ve onu Cehenneme gönderdi.
Efendimiz gördüler.
Pek çok sevindiler ve;
“Allahım! Hareşe’nin oğlundan (Ebû Dücane’den) ben nasıl râzıysam, Sen de râzı ol” diye duâ buyurdular...