Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Allahü teâlâ kibirli kimseleri sevmez. İnsanlara kibirlenmeye kalkışan, Allahü teâlâya ortak olmuş sayılır!..
 
 
Büyüklük, izzet, azâmet ve üstünlük ancak Allahü teâlâya mahsustur. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Kibriyâ, üstünlük ve azâmet bana mahsustur. Bu ikisinde bana ortak olanı, hiç acımadan Cehenneme atarım.)
(Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremeyecektir.) [Ölmeden tevbe ederse veya günâhı kadar Cehennemde yandıktan sonra Cennete girecektir.]
Hiçbir şeye gücü yetmeyen, zayıf bir kula kibirlenmek hiç yakışır mı? Bu, tıpkı bir hizmetçinin hükümdarın tâcını başına geçirerek, onun kürsüsünde oturup hükmetmesine benzer. Bir hizmetçi için bundan büyük cür'et düşünülebilir mi? Böyle bir hareket elbette cezâyı gerektirir.
Hükümdarın maiyetine hakaret eden, onlara üstünlük taslayan ve onları kendi idaresine almak isteyen kimse, bir noktada hükümdara ortak olmuş sayılır. Her ne kadar bu hükümdarın tahtına oturmak gibi değilse de ona yakındır. Bütün yaratıklar, Allahü teâlânın kullarıdır. Bunlar üzerinde azâmet yalnız O'na mahsustur. İnsanlara kibirlenmeye kalkışan, Allahü teâlâya ortak olmuş sayılır. Allahü teâlâ kibirli kimseleri sevmez, eninde sonunda onların cezâsını verir.
            ***
Amr bin Şeybe hazretleri şöyle bir hâdise anlatır:
"Mekke'de bulunuyorduk. Bir adamın katır üzerinde geldiğini, kibrinden gururundan kimsenin yanına yaklaşamadığını gördük. Kâbe'nin yanından geçiyordu. Etrafındaki hizmetçilerin bile herkese karşı sert davrandıklarını, adamın heybet ve ihtişam içinde olduğunu gördük... Aradan yıllar geçti, deve üzerinde Bağdat'a girdim. Orada başı açık, yalın ayak, uzun saçlı, pejmürde bir adam gördüm. Tanıyacak gibi oldum. Kendisine dikkatle bakıyordum. Adam, bakışımın sebebini sordu. Ben de kendisine;
-Seni birisine benzetiyorum, dedim ve kime benzettiğimi anlattım. Adam da;
-İşte o gördüğün benim. Tevâzû gösterilmesi gereken yerde kibirlendim. Şimdi ise bu hâle düştüm, dedi."
Kibir, insanı, Allahü teâlânın bütün emirlerine muhalefete davet eder. Zira kibirli insan, başka birinden hak ve hakikati duysa, onu kabul etmek istemez, hemen karşısına çıkar. Bunun için, dînî konularda münazara edenler, hemen inkâra kalkışır. Hatta hakkı, karşıdakinin dilinden duysa hemen çeşitli yollardan, doğru olduğunu bile bile onu çürütmeye çalışır.
İblise, Âdem aleyhisselâma karşı secde etmesi emredildiğinde, "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu da topraktan yarattın" diyerek secde etmedi. Bu, başlangıçta Âdem aleyhisselâma karşı kibir iken, neticede Allahü teâlânın emrine karşı gelmekle, ebedî olarak lanetlendi...