Ahmet Demirbaş

Şeytan son nefeste gelip su vermek ister. Fakat, Allahü teâlâyı inkâr etmesini şart koşar. İşte imânsız gidecek olan, o suyu alıp içer!..
 
 
Allahü teâlâ ölümün de güzelini nasip etsin... Melekler, Allahü teâlâya âsi olan kimsenin canını azap ederek alırlar. Bu azap dille anlatılamaz. Cebrâil aleyhisselâm, bu meleklere (Merhamet etmeyin!) der. Münâfıkların canı, burnunun ucuna gelir, tekrar bırakırlar. Her âzâsını öyle sıkarlar ki, tarifi imkânsızdır. Melekler o kimseye:
- Sen Cennetlik değilsin. Sağlığında yaptıkların, senin Cennete girmene mânidir. Sen Allahü teâlâya âsi olduğun için, sana hidâyet, kurtuluş yoktur derler.
Sonra Allahü teâlâdan bir hitap gelir:
- Münâfıklar, bir gün dahî ölümü hatırlamadılar. Kibirli oldular. Farzı, sünneti, vâcibi yerine getirmediler. Şimdi benim azâbımı görsünler!
Yine melekler, tırnaklarının dibinden yapışıp, canını göğsünden çıkarırlar boğazına kadar getirip yine bırakırlar. Sonra yine Cenâb-ı Hakk'tan hitap gelir:
- Âlimler size bildirmedi mi? Kitabımızı okumadınız mı? Gâfil olmayın, şeytana uymayın, demedi mi? Her şeyi Allahü teâlâdan bilin demedi mi?
Allahü teâlâ sana mal, evlat gibi nimetler verdiğinde sevinip "Elhamdülillâh" dersin. Fakat, başına bir belâ, musîbet geldiğinde üzülür, gam çeker sabredip hâline şükretmezsin.
Ölüm döşeğindeki kimse, şiddetli azâbı görünce, aklı başına gelir, 'ah ah keşke dinin emirlerine uysaydım' der.
Yine Allahü teâlâdan bir hitap gelir:
- Ey benim kibirli kullarım! İşte, bu dostunuzu mal harcayıp kurtarınız! Dünyada benden gelen belâya sabretmezsiniz, benden şikâyet edersiniz. İşte, bu kul, azapta ve canı hulkuma geldi.
Melekler yine azap etmeye devam ederler. Sonra bunlar gidip, Azrâil aleyhisselâm gelir. Kişi bunu görünce korkudan aklı gider. Çünkü, Azrâil aleyhisselâm, âsi  kimselere çok korkunç bir şekilde görünür...
Sonra o kimsenin malını karşısına getirirler. Haram, helâl demeden kazandığı malı, gözünün önünde vârislerine taksim edilir. Malı, sahibine der ki:
- Ey âsi kimse! Beni kazandın. Uygun olmayan yerlere harcadın sadaka, zekât vermedin. Şimdi ise senden çıktım. Senin istemediğin kimselerin eline girdim.
Sonra tam bu sıkıntılı hâlde hararet içindeyken, şeytan gelip serin su vermek ister. Fakat, Allahü teâlâyı inkâr etmesini şart koşar. İmânsız gidecek olan, suyu alıp içer. Îmânla gidecek olan ise, buna kanmayıp, verdiği suyu reddeder.
Allahü teala cümlemizi, şeytanın suyunu reddedenlerden eylesin...
Büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık "kuddîse sirrûh" buyurdu ki: "Âhirete îmânla gideni, bir 'pehlivan' gibi karşılayacaklar. Bu zamanda en zor şey, îmânı korumak. İnsanlar kendilerini imanlı zannedecek, hâlbuki îmânları gitmiş, haberi yok kardeşim!"