Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Allah adamlarından feyiz almak için onları sevmek ve inanmak şarttır. "İnanmayan mahrum kalır!" buyurulmuştur...
 
Feyiz sevgidir, muhabbettir, itaattir. Büyüklerden, Allah adamlarından feyiz almak için onları sevmek ve inanmak şarttır. "İnanmayan mahrum kalır!" buyurulmuştur. Din Büyüklerine itiraz çok tehlikelidir; küfre sebeptir...
Büyük İslam âlimi Hüseyin Hilmi Işık "kuddîse sirrûh" bu hususta buyurdu ki:
"Eğer kalbinize feyiz geliyorsa, bütün dünyayı, her şeyi resim gibi görürsünüz. Yani, ha varmış, ha yokmuş... Eğer o feyiz yoksa, her şey size diken gibi batar! Öyle ya, şimdi âşık olan bir insan, din büyüklerine âşık, Peygambere âşık, Allaha âşık... Ne görür yâ, hiçbir şey görmez, sadece güzel şeyler görür...
Büyüklerden feyiz devamlı gelir kardeşim... Ama kovayı ters çevirmemek lazım. Kovayı ters çevirirsen feyiz alamazsın. Nisan yağmuru gibi gelir ama kenardan akıp gider. Feyiz almaya dikkat edelim...
Bu büyüklerin rûhaniyetinden, ilminden, feyzinden, faziletinden istifade etmenin de birkaç şartı var... Bu şartları ifa eden onlarla birlikte, onlarla beraberdir... Ayrıca istifade etmek için başka bir kaide yok... Bu şartları kim yerine getirirse, sevgisi, ihlâsı kadar istifade eder, görüşür...
Bunlardan bir tanesi, onun Allah adamı olduğuna inanmak. Bunda asla şek ve şüphe etmemek... İkincisi ona muhabbet beslemek. Muhabbet için de meşgul olmak lazım; ya eserleriyle, ya talebeleriyle, yani onu hatırlatacak unsurlarla birlikte ve beraber olmak, sevgiyi artırır efendim... Yazılanlara uymak sûretiyle, o büyüklerin sözlerine, nasihatlerine tâbi olmak, itaat etmek, bunlar yeter efendim... Bu kadar bir gayret, bu kadar bir himmet, bu kadar bir istek, bu kadar bir yaklaşmak yeterlidir... Çünkü onlar elinde olmayarak, kontrolü kendilerinde olmayarak güneş gibi feyiz verirler efendim, yani Allahın sevgisini yayarlar. Onların elinde değil çünkü. O büyüklerden gelen feyiz göğse kadar gelir; ama oradan içeriye girmek için biraz alıcıya ihtiyaç var... Alıcının da özelliklerinin bunlar olması lazım... Ve inanan veya inanmayan, seven veya sevmeyen herkesin içine girebilir... Girer. Fakat inanarak, severek, büyüklüğünü kabul ederek girdiği zaman kalbi temizlenir, ihlâsı artar, dünyaya soğukluğu artar... Diğerlerine ise, uygun olmayanlara, Ebû Cehil gibi, Ebû Leheb gibi yahut da onların avanesi gibi olanlara da yine girer. Her girdiği an bu zata karşı düşmanlığı artar. Nitekim Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve sellem) karşı her an düşmanlıkları arttı...
Âdem aleyhisselâmdan bu yana insanlar ikiye ayrıldı: İnanarak, severek istifade edenler kurtuldular. Her aldıkları feyiz ve bereketin sonunda kin, nefret ve düşmanlıkları artanlar ise cehennemlik olup gittiler..."