Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Peygamber Efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdu ki: "Yarın yaparım diyen, helak oldu, ziyân etti." 
 
Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Nefsin arzuları, insanı kapladığı gibi, ilim öğrenilecek ibâdet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir. Gençlikte, dînin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibâdetten çok üstün ve kıymetli olur...
Gençlik arzuları, Allahü teâlânın düşmanı olan nefsin ve şeytanın sevdiği şeylerdir. Dîne uygun şeyler ise Allahü teâlânın sevdiği şeylerdir. Allahü teâlânın bu düşmanlarını sevindirip, bütün nimetleri veren, hakîkî sâhibi gazaba getirmek, akıllı insanların yapacağı şey değildir. Allahü teâlâ hepimize akla uygun hareketler nasip edip, nefse, şeytana ve din düşmanlarının sözlerine ve yazılarına aldanmaktan muhafaza buyursun!
Bu kazanç çağında, mert olan, bu vaktin kıymetini bilip elden kaçırmaz. İhtiyârlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa, dünya zevkleri azalıp, güç kuvvet gidip, arzulara kavuşmak imkânı ve ümitleri kalmadığı zamanda faydalı iş yapılamaz. Güç kuvvet yerinde iken, hangi mazeretle, hangi sebeple, bugünün işi yarına bırakılabilir?
Peygamber Efendimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" (Yarın yaparım diyen, helak oldu, ziyân etti) buyurdu. Eğer dünya işleri yarına bırakılırsa ve bugün âhiret işleri yapılırsa, güzel olur... 
Gençlik zamanında insanı, üç din düşmanı olan, nefs, şeytan ve kötü insanlar aldatmaya uğraşmaktadır. Bunlar karşısında, az bir ibâdet pek kıymetli olur. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Her asırda, her zamanda, Allahü teâlâ katında en sevgili olanlar, tövbe eden gençlerdir.)
Allahü teâlâ, çok merhametli olduğu, kullarına çok acıdığı için, yirmidört saat içinde ibâdete, yalnız beş vakit ayırmış, birkaç şeyi harâm edip, çok şeyi mubâh etmiş, izin vermiştir. O hâlde, her isteğin kolaylıkla yapılabileceği gençlik zamanını iyi değerlendirmelidir. Saâdet-i ebediyyeye kavuşturacak sebeplere yapışmalı, iyi işler yapmalı, bugünün işini yarına bırakmamalıdır.
Dünya hayatı çok kısadır. Âhiretin azapları pek acı ve sonsuzdur. İleriyi gören akıl sâhiplerinin ihtiyârlayıp pişmanlık duymaması için, Allahü teâlâya kulluk yapılacak en kârlı zaman olan gençliğin kıymetini bilmesi lâzımdır.
Ebû Turâb-ı Nahşebî hazretleri buyuruyor ki: "Bugünü düşünürüm, dün geçti, yarın var mı?/Gençliğe de güvenmem, ölen hep ihtiyar mı?"
Mevlâna hazretleri de Mesnevî'de buyuruyor ki: "Çocukluğunda oyun, gençliğinde sarhoşluk, ihtiyarlığında tembellik... Ne zaman Allaha kulluk edeceksin?.."