Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Hazret-i Ömer, o kadar vilâyetler fetheyledi ki, o kadar ganîmet geldi ki, kim­seye o kadar gelmedi. Ordusu hiç mağlûb olmamıştır. 
 
Bugün, Peygamberler ve Hazret-i Ebu Bekir’den sonra insanların en üstünü ve Müslümanların ikinci halifesi olan Ömer bin Hattâb'ın "radıyallahü anh" şehit edildiği gündür... (Hicrî 23) Adalet timsali Hazret-i Ömer, hilafeti zamanında, iki büyük devlet olan Bizans ve Sasanilerin hâkimiyeti altında olan Suriye, Filistin, Mısır, Irak ve İran’ı İslam devletinin sınırları içine aldı. Kuzey Afrika’dan Türkistan’a, Azerbaycan’dan Yemen’e kadar uzanan İslam devletini, kurduğu mükemmel müesseselerle çok güzel idare etti. Davalara bakması için mahkemeler, adli teşkilatlar, suç ve zabıta işlerine bakan, satıcıları kontrol eden, halkın birbirleriyle olan münasebetlerini düzenleyen teşkilatlar kurdu. Onun zamanında 4000’den fazla cami yapıldı. Yollar, köprüler inşa edilip, su kanalları açıldı. İslamiyet’i yaymak için her tarafta okullar açtırdı. Çok adil, abid, merhametli ve alçak gönüllüydü... 
          ***
Rivâyet olunur ki, bir gün hazret-i Ömer öğle sıcağında kendisi bizzat, sadaka develerini bağlıyordu. Dediler ki: "Yâ Emîr-el-mü'minîn! Niçin zahmet çekersin. Birine emir buyurun, o bağlasın!" 
Buyurdu ki: "Bunlar fakîrlerin hakkıdır. Çünkü, Allahü teâlâ beni bunlara çoban eyledi. Fakîrlerin işlerini ken­dim görmem lâzımdır. Zîrâ âhirette benden sorarlar!" 
Bir kimse de dedi ki: "Yâ Emîr-el-mü'minîn! Sana yakın olanların işlerini sen kendin görürsün. Uzak olanların işini nasıl görürsün?" 
Buyurdu ki: "İnşâallahü teâlâ bir sene gezip, inceleyeceğim. Nice gücü yetmez, fakîr ve hastalar vardır. Kendim onların kapılarına varıp, ihtiyaçlarını göreceğim..."
Hazret-i Ömer her yere bir emîr veyâ âmir gönderirdi. Ona bir vasiyetnâme verirdi. Ne yapmaları icap ettiğini bildirirdi. Derdi ki: "Eğer dediğimden dışarı çıkarsan, ben senden bîzârım." Bir kâğıt da o tara­fın ahâlisine gönderirdi: "Eğer bu kişi benim dediğim yerde emirlerime uyar ise, emrine mutî olunuz (itaat ediniz). Eğer uymaz ise mutî olmayınız!"
Hazreti Ömer, (m. 645) yılının son ayında Ebû Lü'lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehid edildi. Resûlullahın yanına defnedildi...
Onun zamanında kurt koyuna zarar vermeye cesaret edemezdi... Hazreti Ömer'in şehid olduğu gün, bir çoban koyunların yanında dururken bir kurt koyuna saldırdı. Çoban, hemen feryâd ederek: "Vah Ömer vah" dedi ve ağladı. Çobanlar ona; "Hazreti Ömer'in vefât ettiğini nereden bildin?" diye sordular. O da; "Şu ana kadar kurt koyuna değil saldırmak, yan bakmaya bile cesaret edemezdi. Şimdi kurdun koyuna saldırdığını gördüm ve onun vefat ettiğini anladım" dedi...  (Menakıb-ı Çihar Yâri Güzin/Hakikat Kitabevi)