Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

 
 
"Bir kimse, ne kadar ilim sahibi olursa olsun, bildiğine göre hareket etmezse, ilminin faydası olmaz..."
 
Senelerce hizmet edip, kendisinden ilim öğrenen bir talebesi; Hüccet-ül-İslâm İmam-ı Gazalî hazretlerine şöyle bir mektup yazdı:
-Efendim, senelerce zahmet çekip, çok şey öğrendim. Bu kadar çok ilimden, bana en lüzumlu ve faydalısı acaba hangisidir? Ahirette imdadıma yetişecek, mezarda, dünya dostlarım beni yalnız bırakıp gittikleri zaman, bana arkadaş olacak, mezardan kalkınca, ananın evladından, kardeşin kardeşinden, dünyadaki dostların birbirlerinden kaçıp, herkesin başının çaresini aradığı vakit, beni kurtaracak olan acaba hangisidir? Bilsem de onlara yapışsam. Dünyada, ahirette faydası olmayan, acaba hangileridir? Bilsem de bunlardan da uzaklaşsam. Çünkü, Peygamber Efendimiz (sallallahü alayhi ve sellem) "Faydasız ilmi öğrenmekten ve Allahü teâlâdan korkmayan kalpten ve dünyaya doymayan nefisten ve Allah için ağlamayan gözden ve kabule layık olmayan duâdan Allahü teâlâ bizi korusun" buyurmuştur...
İmam-ı Gazalî hazretleri, talebesine şu cevabı yazıp gönderdi:
-Ey sevgili oğlum ve sadık dostum! Bütün nasihatler, Peygamberimiz Muhammed aleyhisselamdan alınmıştır. Ondan gelmeyen nasihatler faydasızdır. Peygamberimizin dünyaya yayılan nasihatlerinden biri şudur:
"Allahü teâlânın, bir kuluna rahmet etmeyeceğine, ona gazap ve azap edeceğine alamet, dünyaya ve ahirete faydası dokunmayan şeylerle meşgul olması, zamanlarını lüzumsuz şeylerle geçirmesidir. Bir kimsenin ömründen bir saati, Allahü teâlânın beğenmediği bir şeyde geçerse, ne kadar çok pişman olsa, üzülse yeridir. Bir kimse kırk yaşını geçtiği hâlde, onun hayırlı işleri, yani sevapları, kötü işlerinden, yani günahlarından ziyade olmadı ise, cehenneme hazırlansın!"
Bu hadis-i şerifin manasını iyi anlayanlara, bu nasihat yetişir. İyi bil ki, amelsiz ilim, insanı kurtaramaz. Bunu sana bir misal ile anlatayım:
Bir kimse, dağda bir arslana rastlasa, yanında tüfeği ve kılıcı bulunsa ve bunları kullanmasını iyi bilse ve ne kadar cesur olursa olsun, bu aletleri kullanmadıkça, arslandan kurtulabilir mi? Sen de bilirsin ki, kurtulamaz. İşte bunun gibi, bir kimse, ne kadar ilim sahibi olursa olsun, bildiğine göre hareket etmezse, ilminin faydası olmaz...
İyi bil ki, çalışmayınca, din yolunda yürümedikçe sevap kazanamazsın! Yapılan her işin, ibadetin de dine uygun olması lazımdır. Peygamber efendimiz bunun için, eskiden kalma ilimleri ve âdetleri neshetti, değiştirdi. O hâlde, İslâmiyetin müsaadesi olmadan, ağzını açmamak lazımdır. İslâmiyette yeri olmayan sözler ve ilimler ve şehvet ile karışmış gafil kalp, şekavet ve felaket alametleridir...