Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Halife Harun Reşid, Behlül Dânâ'ya, akşam vaktinde camiye gitmesini ve namaza gelen herkesi iftara davet etmesini söyler...
 
Din büyükleri buyuruyor ki: "Ömrümüzden geçen her saniye çok kıymetlidir, bir daha asla geri gelmez. Müslümanın imandan sonra en kıymetli varlığı vaktidir. Bu yüzden, en kıymetli olan vakti, en kıymetli işle geçirmek lazımdır. Bunlardan birisi de namazdır. Namaz dinin direğidir. Onun için sorumlu olduklarımıza ve sözümüzün geçtiği herkese mutlaka namazı bildirmek lazımdır."
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Namazları cemaatle, huşû ve hudû ile kılmalı, çünkü insanı iki cihanda felaketlerden, sıkıntılardan kurtaracak, ancak huşû ile kılınan namazdır. Kur'ân-ı kerimde buyuruldu ki: (Namazlarını huşû ile [Kalbleri Allah korkusuyla dolu, tadil-i erkâna uyarak] kılan müminler, muhakkak felah buldu. [Kurtuluşa erdi, zafere kavuştu.]) [Müminun 1, 2] (1/85)
Namazın kusursuz olması, farzlarını, vaciblerini, sünnetlerini ve müstehablarını yerine getirmekle olur. Namazda huşû, yani her uzvun tevazu göstermesi, bu dört şeyi yapmaktır. Kalbin hudûu, yani Allah korkusu da yine bunları tam yapmakla olur...
Namazda dünya işlerini düşünmek, ihlâs noksanlığından ileri gelir. "İslam Ahlakı" kitabında buyuruluyor ki:
"Cemaatle namaza durunca, imam Fatiha’yı okurken, (Sağımda Cennet ve solumda Cehennem, ensemde Azrail aleyhisselam, karşımda Beytullah, önümde kabir ve ayağımın altında Sırat, acaba benim sualim kolay olur mu? Ettiğim ibadet, ahirette başıma taç, yanıma yoldaş ve kabrimde ışık olur mu? Yoksa kabul olmayıp, eski bir bez parçası gibi yüzüme vurulur mu?) diye tefekkür etmelidir."
           ***
Halife Harun Reşid, böyle bir ramazan günü Behlül Dânâ hazretlerine, akşam namazında camiye gitmesini ve namaza gelen herkesi iftara davet etmesini söyledi...
Akşam oldu, namaz kılındı, namazdan sonra Hazreti Behlül 5-10 kişilik bir grupla çıkageldi. Harun Reşid şaşkınlıkla sordu:
- Akşam camiye bu kadar insan mı geldi?
Behlül Dânâ hazretleri şöyle cevap verdi:
- Ey Halife! Siz bana camiye gelenleri değil, namaza gelenleri iftara çağır dediniz. Namazdan sonra cami kapısında durdum, çıkan herkese imam efendinin  namaz kıldırırken hangi sureyi okuduğunu ve daha başka şeyler sordum. Onları da yalnız bu getirdiğim kişiler bildi. Camiye gelen çoktu ama namaza gelen bu kadarmış meğer!..