Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Hanımım bana dedi ki: "Efendi bugün sende bir tuhaflık var! Gözlerin fersiz, yüzün kararmış. Sana ne oldu böyle?.."
 
Erkek olsun, kadın olsun, her Müslümanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine yani haramlara riayet etmesi lazımdır... Âyet-i kerimede mealen buyuruldu ki:
(Ey Resulüm, müminlere söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramlardan korusunlar! İmanı olan kadınlara da söyle, harama bakmasınlar ve avret yerlerini haramdan korusunlar!) [Nur 30]
Kur'an-ı kerimde mealen, (Fuhşun açığına da, gizlisine de yaklaşmayın) buyuruluyor. (Enam 151)
Buradaki yaklaşmayın demek, zinaya götürecek sebeplerden, hareket ve işlerden sakının, yabancı kadınları düşünmeyin, onlarla konuşmayın, onların seslerini dinlemeyin, onlara bakmayın demektir. Yabancı kadınlara bakmak gözü zayıflatır, kalbi karartır. İmam-ı Rabbani hazretleri, "Haramlar, yaldızlanmış necaset gibidir" buyuruyor. Dışı süslü ama, içi berbat!.. Peygamber Efendimiz de "göz zinası" hakkında buyuruyor ki:
(Yabancı kadına şehvetle bakmak göz zinasıdır, onu tutmak el zinasıdır, ona gitmek ise ayakların zinasıdır.) [R.Nasıhin]
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yabancı kadını görünce, yüzünüzü ondan ayırın! Ansızın görmek günah olmaz ise de, tekrar bakmak günah olur.) [Ebu Davud, Darimi]
(Bir yabancı kadın görüp de, Allah’tan korkarak, başını ondan çevirene, Allahü teâlâ, ibadetlerin tadını duyurur.) [Ebu Davud, İ.Ahmed, Hakim]
           ***
Cüneyd-i Bağdadi hazretlerinin başka bir şehirde yaşayan sevenlerinden biri anlatır:
-Bir gün pazarda gezerken güzel bir kadın görüp tekrar tekrar baktım... Akşam eve geldiğimde hanımım dedi ki:
- Efendi bugün sende bir tuhaflık var! Gözlerin fersiz, yüzün kararmış. Sana ne oldu böyle?..
Aynayı alıp baktım ki, hakikaten yüzüm gözüm hanımın dediği gibiydi. Neden olduğunu düşünürken, o pazarda gördüğüm kadına baktığımı hatırladım. Çok pişman olmuştum. Bir mağaraya çekilip günlerce gözyaşı döktüm, günahımın affı için Allahü teâlâya yalvardım... Yine de huzurlu olamadım. Sonra hatırıma, Cüneyd-i Bağdadi hazretlerini ziyaret etmek geldi. Bağdat'a şeyhin yanına gittim. Evine varıp kapıyı çaldığımda, bana içeriden şöyle seslendi:
-Gel ya Abdullah! Sen pazarda günah işle, biz Bağdat'ta istiğfar edelim, öyle mi?!.
İçeri girip, mübarek elini öpüp oturdum. Şaşırmış ve çok utanmıştım. Devamla buyurdu ki:
- Pişmanlık, tövbe büyük nimettir. Kalbin imdadı olmadan uzuvların dinin emrine uyması çok güçtür. Büyüklerin sevgisi olmayınca kalbin imdadı olmaz. Bunları yapmak ancak Allah adamlarının işidir. Evliyayı seven mahrum kalmaz...