Gönül Sultanları

Ahmet Demirbaş

Sultan Muhammed Alparslan, Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Bu gaye ile ordusuyla Maveraünnehr’e doğru sefere çıkar... 
 
 
Dün, Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın Malazgirt Zaferinin yıl dönümüydü... Bugün bu vesileyle bir nebze o büyük Sultan'ın hizmetlerinden bahsetmek istedik efendim...
Muhammed Alparslan, Türk milletinin en büyük kahramanlarındandır. Malazgirt'te Bizans ordusunu yenerek Türklere Anadolu kapılarını açmıştır...
Sultan Alparslan, tarihî zaferlerinin yanı sıra, medreseler kurmak, ilim adamlarına ve talebeye vakıf geliri ile maaşlar tahsis etmek, imar ve sulama tesisleri yapmak suretiyle de büyük hizmetler yaptı. Zamanında; İmam-ı Gazali ve İmam-ı Serahsi gibi büyük âlimler yetişmiştir...
Muhammed Alparslan, İslamiyet’i içten yıkmaya çalışan bid'at fırkalarıyla çok mücadele etmiştir. Hatta bir gün; “Kaç defa söyledim. Biz, bu ülkeleri Allahü tealanın izniyle silah kuvveti ile aldık. Temiz Müslümanlarız, bid’at nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki, Allahü teala, halis Türkleri aziz kıldı” demiştir...
           ***
Sultan Alparslan, Malazgirt Zaferinden sonra 1072 senesinde çok sayıda atlı ile Maveraünnehr’e doğru sefere çıktı. Türkleri bir bayrak altında toplamak istiyordu. Ordunun başında Buhara’ya yaklaştı. Amuderya nehri üzerinde bulunan Hana kalesini muhasara etti. Kale komutanı, Batıni fırkasına mensup Yusuf el-Harezmi, kalenin fazla dayanamayacağını anladı ve teslim olacağını bildirdi. Hainin bir planı vardı! Alparslan’ın huzuruna çıkarıldığı sırada hücum edip, hançeri ile onu öldürecekti! Nitekim öyle yaptı. Huzuruna vardığında Sultana saldırdı. Hançeriyle onu yaraladı. Kendisi de anında orada infaz edildi...
Sultan Alparslan aldığı yaralardan kurtulamadı. Dördüncü günü, tarihe geçen şu sözleri söyleyerek şehit oldu: 
“Her ne zaman düşman üzerine azmetsem, Allahü tealaya sığınır, O’ndan yardım isterdim. Dün bir tepe üzerine çıktığımda, askerimin çokluğundan, ordumun büyüklüğünden bana, ayağımın altındaki dağ sallanıyor gibi geldi. 'Ben, dünyanın hükümdarıyım. Bana kim galip gelebilir?' diye düşündüm. İşte bunun neticesi olarak, cenab-ı Hak beni aciz bir kulu ile cezalandırdı. Kalbimden geçen bu düşünceden ve daha önce işlemiş olduğum hata ve kusurlarımdan dolayı Allahü tealadan af diliyor, tövbe ediyorum. La ilahe illallah Muhammedün resulullah!..” 
1072'de henüz 42 yaşındayken vefat eden Alparslan, Tahran yakınlarındaki Rey şehrine defnedildi. Ruhu şad olsun...