Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

 

“Feridun Ağabey, derdimi anlatmaya bir soruyla başlayayım. Diyelim ki bir mağazadan 100 liraya ithal bir ürün aldınız. Üç ay sonra o üründen bir daha almaya gittiğinizde mağaza size diyor ki: “Bu ürüne %30 zam geldi. Size bu ürünü verebilmemiz için önceki aldığınız ürünün zam sebebiyle oluşan fiyat farkını ödemeniz gerekiyor.” Böyle bir istek mantıklı mı? Bir alışverişin üç ay sonra gelen fiyat artışını üç ay önce alan müşteriden tahsil etmek mantıklı mı?
Mantığını da bir yana bırakın yasal mı? Ama firmamız Başkent Doğalgaz. Ocak ayında gidiyorsunuz bu kuruma diyelim metreküpü 2 liradan 100 liralık doğalgaz alıyorsunuz. Aslında aldığınızı sanıyorsunuz ama değil. Çünkü iki ay sonra ne kadar zamlanacak ise o fiyattan alıyorsunuz. Böyle bir ticaret alışveriş kanunen mümkün mü? Durum aynen böyle... Doğalgaza gelen zamlar vatandaşın belini bükmüştü. Başkent Doğalgaz'ın bu uygulaması üstüne tüy dikti. Alacağınız ürün doğalgaz ise kapıyı çekip gidemezsiniz. Şu kışta kıyamette kombinin ocağın vb. yanması gerekiyor. Eski faturalarınıza ait zam farkını ödeyecek daha sonra yine zam farkını ödeyeceğiniz doğalgazı alacaksınız. Son üç kart dolumunda benden haksız olarak 50 liram gasbedildi. Herkesin durumu böyle ama kimseden ses çıkmıyor. Ticaret hukukunda böyle bir satış şekli var mıdır? Selamlar.”
            “İsmi mahfuz”-Ankara


3+1'de oturmak da mı vergiye tabi oldu?

“Merhaba, Tarabya’da oturduğumuz site içinde 3+1 konuta değerli konut vergisi geldi. 15.000 TL vergi isteniyor. Emlak vergisi ve tüm vergilerini harfiyen ödeyen bir aileyiz bu vergi adı altında tahsilata hakkımızı helal etmiyoruz. Artık 3+1’de de mi oturmayalım? İnsan ne için çalışır? Medeni yaşamak için daha iyi bir semtte yaşamak için… Herkes bunun için çalışmıyor mu? Bu normal büyüklükte bir dairedir. Üstelik site 20 yıllıktır. Artık standart bir konutta da mı oturmayalım ne yapalım? Hepimiz varoşa taşınıp sosyal yardım mı dilenelim? Ya da medeni bir yaşayış için bir daire edindik diye zengin ve suçlu muyuz? Sayın vekiller köşklerde saraylarda otururken bu yasayı imzalamış ya helal olsun. Bu yasadaki uygulama yanlışlığının Sayın Cumhurbaşkanımıza iletilmesini istiyorum. Tamamıyla hukuka yasaya vicdana aykırı ve mutlaka mahkemeden geri dönecek bir karar olduğunu düşünüyorum. Ama bir kere alınmasını bile kâr sayacak derecede üzücü bürokrasi var. Gönül isterdi ki basınımız bu konuyu daha çok dile getirsin. Saygılarımla.”
           Sibel Utku


Bir anne olarak yüreğim acıdı inanın

Servis şoförleri ve servis hostesleriyle ilgili şahit olduğum bir durumu anlatayım. Fatih’te ana caddede hem de kalabalığın yoğun olduğu bir saatte dört yol ağzında duran okul servisinden altı yedi yaşlarında iki çocuk indi. Servis, sanki minibüsten yolcu indirir gibi çocukları bırakıp kapıyı kapatıp hareket etti. Dikkat ettim. Servis hostesi olan bayan çocuklar aşağı inerken aşağıya bile inmeden çocukları “haydi iyi günler” der gibi sırtlarına eliyle dokunduktan sonra nereye nasıl gidiyorlar hiç ilgilenmeden elindeki akıllı telefonuna gömüldü… Ne servis şoförü bir ilgi gösterdi ne hostes… Çocuklar da kalabalığın arasında evlerine dağıldı… Yüreğim acıdı inanın… Bir anne olarak bu çocuklarının durumunu merak edecek hâlde olmayan velilere mi kahrolaydım? Görevinin sorumluluğunda olmayacak kadar cahil bayan hostesin dünyadan bihaber oluşuna mı? Servis şoförünün görevini araç sürmekten ibaret sanmasına mı? İstanbul’da trafik sorunu yok sürücü sorunu var dedikleri gibi servisler de dâhil sorun insanımızın “görev bilinci ve sorumluluğu” konusundaki yetersizliğimiz… Bu vesileyle servis sağlayanlara da, servis elemanı temin edenlere de servise çocuklarını veren ailelere de bir tek çağrıda bulunmak istiyorum: Bu çocuklar bizim geleceğimiz, ne olur baştan savmayın…
            Emine Tunç-Fatih İstanbul


Sen kendine mukayyet ol!

“Ben onu seviyordum… O da beni seviyordu… İlkbaharda karşılaşmıştık ve bir daha asla birbirimizden ayrılmamaya söz vermiştik… Ama ne oldu, aklına kim girdi bilmiyorum. Neden etkilendi bilmiyorum, bir daha aramaz oldu… Telefonuma çıkmaz oldu… Evinin etrafında kelebek olup fırdöndüm görünmez oldu… Sır oldu… Benim güneşimdi dünyam karanlık oldu… Ah Ağabey bu ayrılık neden oldu? Nasıl oldu? Niye oldu? Sevenin sevgisine karşılık vermeyenlere saygı duyuyorum ama biz ikimiz de birbirimizi sevmiştik… Şimdi derdimi kime söylesem yana yana gez diyor… Kimse hâlime çözüm bulamıyor… Ben ne yapacağım, nerelere gideceğim? Delirecek miyim bilmiyorum? Ama nereye gitsem nerede kalsam ne dinlesem hiçbir şeyin anlamı kalmadı… Yandım bittim kül oldum Feridun Ağabey” diyen İstanbul’dan Timuçin isimli genç kardeşimize, sana “unut onu” diyecek değilim elbette… Sen bir süre kendinle ilgilen olur mu? Kendini kaybetme… Aklına mukayyet ol… O da eğer senin gibi düşünüyorsa bir gün sürpriz yaşarsın… Yok değilse zaman en iyi ilaç olacak… Ama hiçbir şey kafayı yemeni gerektirmez… Sen varsan sevgin var… Sen varsan onun bir değeri var, işte bunu unutma! (F.A.)