Anlat Derdini Feridun Ağabeye

Anlat Derdini Feridun Ağabey'e

Feridun Ağabey, kadına şiddet konusu ülkenin gündeminden hiç düşmedi, bu gidişle düşeceğe de benzemiyor. Bir değil beş değil, hemen her gün işlenen bu cinayetlerde bakıyoruz yeni evliler değil ayrılanlar değil yıllarca bir yastığa baş koyan insanlardan da meydana geliyor. “Ne oluyor? Niçin oluyor?” diye soranların sesi kendi kendinde yankılanırken konuya bazılarının da politik yorumları bu derdin anlaşılmasında topu taca gönderiyor. Her şiddet ve cinayet haberinde kamuoyuna yansıyan kısmı zanlının yakalanarak cezaevine gönderilmesi oluyor. Oysa bu haberin ötesinde sosyoloji uzmanları, pedagoji uzmanları hiç göreve çağrılmıyor mu? Bu cinayeti işleyenler arasında “neden” konusu hiç araştırılmıyor mu? Bu konuda bir istatistik hiç var mı? İşlenen cinayetin ne kadarı kıskançlıktan, ne kadarı aldatmadan ne kadarı öfkeden ne kadarı ne kadarı şüpheden, ne kadarı geçimsizlikten… Bu araştırmalardan sonra da bundan sonra bu tür cinayetlerin işlenmemesi için devletin yetkili kurum ve kuruluşlarının bakanlıklarımızın gerekli tedbir, eğitim, maddi manevi katkı sunma gibi alternatifleri gündeme getirmesi gerekmez mi? Yıllar yılı ölen öldüğüyle kalıyor, öldüren hapse atılıyor… Bu kadar mı? Bu insanların ölmemesi için bu cinayetlerin işlenmemesi için de bir şeyler yapılmamalı mı? Sadece ölenler morga öldürenler hapse atılmakla problem çözülüyor mu? Bundan sonra bu tür cinayetlerin olmaması, kadınların ölmemesi, çocukların annesiz kalmaması, kocaların katil olmaması için velhasıl ailelerin çökmemesi ve yaşaması için bir gayret gerekmiyor mu? Yıkılan her bir yuva, can veren her bir anne, öksüz kalan her bir çocuk bu ülkenin kaybıdır… "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" sözü belki de günümüzde en çok bu dert için anlam kazanıyor… Saygılarımla...
          Güldane C.-Ankara
 
 
Sürat Kargo Çaycuma Şubesi mağdur ediyor
 
Feridun Ağabey, 20857725424760 numaralı kargo paketimiz Sürat Kargo Çaycuma Şubesinde 1 haftadır bekletiliyor.
İlgili şube telefonlara cevap vermiyor. Firmanın genel merkezine e-Posta yolladım. Yine ses yok. Son 1 yıldır bu şube sürekli olarak gecikmeli hizmet vermektedir. Teslim alamadığımız ürün nedeniyle işlerimiz aksamıştır. Genel Merkezdeki yetkililerin konuyla ilgileneceklerini ümit ediyor saygılar sunuyorum.
         Ali Özdemir-Devrek/Zonguldak
 
 
"Harbiye Bakanlığı" teklifimi tekrarlıyorum
 
“Millî Savunma Bakanlığı” adının yanlış olduğunu, değiştirilip ya “Harbiye Bakanlığı” veya “Savaşa Hazırlık Bakanlığı” olmasını iki yıl önce teklif etmiştim. Emekli bir subay olarak savunma harbin sadece bir şekli olduğunu taarruzun da geri çekilmenin de harple ilgili bir strateji olduğunu söylemiştim. Zaten Türkiye artık nice zamandan beri kendisiyle ilgili bir tehdidin nerede olursa yerinde ve zamanında bertaraf edilmesine yönelik başarılı stratejiler uygulamakta olan bir devlet. Teklifimi basından tanıdığım arkadaşlarıma göndermiş ve sosyal medyada paylaşmıştım. İHA bu konuda benimle bir röportaj yapıp haber olarak yayınlayınca birçok gazete ve televizyon oradan alarak yayın yapmıştı. “Yunan Savunma Bakanı” şunu demiş, “Mısırlı darbeci Sisi bunu demiş”, “Ayasofya açılırsa Batı şöyle dermiş” gibi ifadelerin konuşulduğu bugünlerde teklifimi tekrarlıyorum. Devlet yetkililerine teklifin ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum. Eğer kabul gördüğü hâlde zamanlaması bekleniyorsa şimdi tam zamanı diyorum.
           Elvan Küçük-Emekli Subay
 
 
Yalan söylemediğimi ne zaman anlayacak?
 
Feridun Ağabey, ben ona gerçekten kalbimi verdim. İki seneden beri ona sevgimi anlattım. O bana her defasında “yalan söylüyorsun” diye inanmadı. Sevgimi sevdiğime anlatamamak içimi yakıp kavurdu. Hayattan bezdirdi. Gözümden akan yaşlardan bir damlasına inansaydı yeterdi oysa…  Her defasında “görüşmek üzere” diyerek ayrıldık… En çok sevdiğim iki kelime o oldu. Çünkü o söylüyordu… Hem ayrılığa gidiyordu, hem bir daha kavuşabileceğime dair ümit veriyordu. Ne iyimser ne tam anlamıyla kötümser bir şey… Ne “kendine iyi bak” der gibi umutsuzca ne “hoşça kal” der gibi riyakâr… Zaten beni bu iki kelime bağlıyor ona… Belki bir gün görüşmemizde inanacak ve “yalancısın” demeyecek kim bilir!..
         “Damlacık”-İstanbul